Yunan Mezalimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yunan Mezalimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2015 Çarşamba

ÖZET
Milli Mücadele döneminde Adapazarı ve civarının Kuva-yı Milliye hareketine katılması, Sivas Kongresi’ni takip eden günlere tesadüf eder.
Adapazarı kazasında ilk millî müfrezelerin kurulmasında yöredeki resmi devlet görevlileri ile halkın önemli katkıları olmuştur. Kuva-yı Milliye hareketini destekleyecek olan Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetleri Adapazarı, Geyve ve Hendek kazalarında kısa sürede kuruluşunu tamamlayarak faaliyete geçmişlerdir.
Kuva-yı Milliye’nin Adapazarı, Geyve ve Hendek kazalarında giderek genişlemesi, işgalci Yunan birliklerini ve işbirlikçilerini harekete geçirmiş; Yunan ordusunun desteğinde faaliyet gösteren yerli Rum ve Ermenilerin kurdukları çeteler bölgede terör havası estirmeye başlamışlardır. Yunan ordusundan maddi manevi destek alan Rum ve Ermeni çeteleri, bölgedeki otorite boşluğundan yararlanarak civardaki Türk köylerine karşı gasp ve yağmalama hareketine girişmişlerdir. Adapazarı kazasının 26 Mart 1921 tarihinde Yunan ordusu tarafından işgalinden sonra yerli Rum ve Ermeni çetelerinin gasp, yağmalama, öldürme, ırza geçme vb. hareketlerinde daha da artış gözlenmiştir. Yunanlıların ve işbirlikçilerinin Adapazarı kazasındaki bu sindirme hareketi 21 Haziran 1921 tarihine kadar yaklaşık 4 ay devam etmiş; bu tarihte Türk ordusu tekrar bölgede denetimi ele geçirmiş; Yunanlıları bölgeden uzaklaştırmıştır.
Yunanlıların yerli işbirlikçileri Rum ve Ermeni çeteleriyle bölge halkı üzerinde yaptıkları maddi-manevi tahribat, uzun yıllar tesirini gösterdiği gibi, hafızalardan silinmeyecek izler de bırakmıştır.
Bu makalenin hazırlanmasında büyük ölçüde Garp Cephesi Komutanlığı, İstihbarat Şubesi tarafından düzenlenen rapordan yararlanılmış; resmî kayıtlara geçen bilgiler kullanılmış olup, yöre halkıyla yapılan görüşmelerde bize anlatılanlar değerlendirmeye katılmamıştır.
SUMMARY
The participation of Adapazarı and its environs to Kuva-yı Milliye (Natioanal Independance Army) movement during the National Struggle ‘ra cooncides with the days following the Sivas Conference.
The local goverment officials and the people had important roles in the establisment of national platoons in Adapazarı district. Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetleri (National Rights Protection Associations) who would support the Kuva-yı Milliye had completed their establishments in the districts of Adapazarı, Geyve and Hendek in a short period of time and started to operate.
The development of the Kuva-yı Milliye in Adapazarı, Geyve and Hendek alerted the occupying Greek troops and their supporters: the local Rum and Armenian mobs, supported by the Greek army created a terrorist environment in the area. The Rum and Armenian mobs taking material and moral support from the Greek Army, initiated a movement of vi’12ence and plunder againts the Turkish villages by taking advantage of the ‘uthority gap in the area. After the Adapazarı district was occupoiod by the Greek Army in March 24th, 1921, an increase in the violance, plunder, killing and raping, ete. of the Rum and Armenian mobs was observed. The suppression forced by the Greeks and their supporters in Adapazarı district continued about 4 months till June 21th, 1921, at this date the Turkish Army took control of the area and pushed the Greeks away from the area.
The material and moral damage caused by the local supporters of the Greeks through the Rum and Armenian mobs left a long lasting effect and unforgeotable memories in the area.
While writing this article, the reports of the Intelligence ‘ivision of the West Front Command are used in great extend, the information in ‘12’12’ registers are evaluated and the ‘ 12’ 12s told by the local people are not included.
GİRİŞ
Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında Türk Milleti’nin bütün fertlerinin olduğu gibi, Adapazarı ve yöresi insanlarının da çok mühim rol oynadığı bilinmektedir. Millî Mücadele döneminde Adapazarı ve yöresinin Kuva-yı Milliye saflarına katılması Sivas Kongresi’ni takip eden günlere rastlamaktadır. Mustafa Kemal Paşa’ya Damat Ferid Paşa kabinesinin direnmesi halinde İstanbul hükümetine karşı hareket etmeye hazır olduklarını bildirenler arasında Adapazarı Kuva-yı milliyecileri de vardı. Nitekim, 1 Ekim 1919 tarihinde Hendek ve Adapazarı’nın bazı yerlerinde halkın Kuva-yı milliyeye katıldıkları haberi her tarafta duyulmakta idi.
Kuva-yı Milliye’nin Adapazarı Yöresindeki Faaliyetleri ve Karşı Hareketler
Adapazarı’nda ilk milli müfrezelerin kurulması için yöredeki resmi devlet görevlileri ile halkın önemli katkıları olmuştu. Adapazarı Belediye Başkanı Fahri, Müderris Harun Efendi, Adil Hasan, Mehmet Sıtkı, Emekli Binbaşı İsmail Hakkı, Yüzbaşı Ramiz, Hopalı Yüzbaşı Rauf, Trabzonlu Doktor Yüzbaşı Raif, Gebze’den gelen Dr. Fahri Can, iş adamı Metozade Hüseyin, Ömer Faik, Fabrika müdürü Necmettin ve Dava Vekili İbrahim Beyler1 Kuva-yı Milliye teşkilatını kurup, Mustafa Kemal Paşa’ya da bağlılık telgrafı çekmişlerdi. Daha sonra Adapazarı milli komutanlığını üzerine alan Kuşçubaşı Eşref Bey de buraya gelmiş, milli teşkilatın kurulmasında rol almıştı2. Hatta Kuşçubaşı Eşref Bey’in Kuva-yı Milliye’nin masraflarının zenginlerden toplanacak paralarla karşılanacağı yolundaki beyan ve uygulamaları bazılarının tepkilerini çektiği gibi, bir müddet sonra burayı terk etmesine de neden oldu3. Nitekim, Kuşçubaşı Eşrefe yönellik bu hareket bir müddet sonra Kuva-yı Milliye’ye karşı bir tavır haline dönüşerek, Düze ve Bolu bölgesindeki bir takım ayaklanmalara da zemin hazırladı.
Adapazarı’nda olduğu gibi, Geyve ve Hendek’te de Kuva-yı milliyeyi destekleyecek Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetleri kurulmuştu.
Geyve’de Hafız Fuat (Çelebi) Efendi’nin başkanlığında Kaymakam Hazım Bey, Jandarma komutanı Esat Bey, Burhanettin Çelebi, Rıza (Şahin) Bey, ve Sefer Bey’lerin katılmasıyla Kuva-yı milliye teşkilatı kurulmuştu4.
Hendek’te ise, Rauf Bey’in önderliğinde Şefik Kahvecioğlu, Hacı Mehmet Dinçer, Molla Mehmet Keskin, Muallim Arif Beyler Kuva-yı milliye teşkilatını kurdular ve İstanbul hükümetiyle bağlarını kestiklerini, Temsil Heyetine çektikleri telgrafla bildirdiler.
Kuva-yı milliyenin Adapazarı, Geyve ve Hendek kazalarında gücünü göstermesi gerek işgalci düşmanın, gerekse işbirlikçilerinin dikkatini çekmiş, onları karşı önlemler almaya yöneltmişti. Bu sırada Akyazı bölgesinde ortaya çıkan Çerkeş Talustan Bey’in İstanbul hükümeti desteğiyle başlattığı isyan başarılı olamamış; fakat, 1920 ilkbaharında başlayacak olan ayaklanmalara zemin hazırlamıştı5.
Geyve Boğazı, Kuva-yı Milliyenin ele geçirmek zorunda olduğu stratejik önemi çok büyük olan bir geçitti. Dolayısıyla Geyve Boğazı’nın ele geçirilmesi ve sürekli olarak elde tutulması Milli Mücadele’nin başarıya ulaşması açısından son derece önemli idi.
Adapazarı ve Yöresinde Yunan İşgal Faaliyetleri6
İşgal felaketine uğrayan her yerde olduğu gibi, Adapazarı kazasının da Yunan işgaline maruz kalan bölgesi Sakarya Nehri’nin batısındaki sahasıdır7. Mondros Ateşkes antlaşmasını müteakip başlayan işgal olayları münasebetiyle Batı Anadolu’da tamamen serbest kalan yerli Rum ve Ermeni çeteleriyle Yunan birliklerinin saldırılarına uğramayan belde ve köy hemen hemen kalmamıştır8. Rum ve Ermeniler bölgede azınlıkta olmalarına rağmen9, İtilaf Devletleri’nden aldıkları cesaretle hareket ediyordu.10
Kurtuluş Savaşı yıllarında Adapazarı ve yöresindeki Kuva-yı milliye karşıtı hareketler içerisinde işgalci devletlerin kışkırtıp örgütledikleri Rum ve Ermeni çetelerinin de önemli rolleri olmuştur. Adapazarı yöresinde Rum çeteleri özellikle 20.000 nüfusu aşkın gayr-ı müslimin yaşadığı Geyve civarında etkili olmuşlardı. Hakim bir tepe üzerinde kurulmuş olan 1200 hanelik Ortaköy, Rum çeteciliğinin merkezi üssü konumundaydı. Yine Adapazarı’nın kuzeyindeki Fındıklı, Aşağıköy ve Kantarköy mahallelerinden oluşan Fındıklı Rum köyü de çetecilerin merkezlerinden idi.
Geyve yöresindeki Rum çetelerinin yanı sıra, Ermeni çeteleri de bölgede etkili olmuşlardı. Adapazarı’nın kuzeyindeki Firuzlu (bugünkü adı Ferizli), Ermeni Cedit, Damlık Ermeni köyleri de Ermeni çetecilerinin merkezi durumunda idi11.
Adapazarı 26 Mart 1921 tarihinde İzmit ve civarını daha önceden işgal etmiş olan 11 nci Yunan Tümeni tarafından işgal edildi. Adapazarı’nın işgali Yunan ordusunun 23 Mart 1921 tarihinde başlattığı genel taarruz çerçevesinde girişilmiş bir harekâttı.
Birinci İnönü Muharebesi’nde Türk ordusuyla yaptığı ilk savaşı kaybeden Yunan ordusu, müttefikler nezdinde prestijini yeniden sağlayabilmek için 23 Mart taarruzunu başlatmıştı. Yunan genelkurmayı 11 nci Yunan tümenine yapılacak olan genel taarruza yardımcı olmak amacıyla Adapazarı, Sapanca, Geyve kesiminde toplandığını öğrendikleri Türk kuvvetlerine karşı bir harekâta geçilerek, Türk kuvvetlerinin bölgeden uzaklaştırılması görevini vermişti. Yunanlıların Adapazarı bölgesindeki askeri durumla ilgili bilgileri yerli Rumlar ile İngiliz keşif uçuşları sayesinde elde ettikleri bilgilere dayanıyordu.
İzmit üzerinden harekete geçen Yunan tümeni. 24 Mart 1921 tarihinde Kırkpınar’ı işgal etti. Düşmanın ileri harekâtına yerli Rum ve Ermeni çeteleri de katılmışlar, 25 Mart’ta ise Sapanca işgal edilmişti. Yunan ordusu ilerlerken Adapazarı bölgesinde bulunan zayıf Türk birlikleri mukavemet edememişti. Hatta 33 ncü Süvari Alayı bu sırada savunma tertibi alarak Sakarya Nehri’nin doğusunda mevzilenmişti. Muhtemel düşman işgali karşısında halk, bu sırada çaresiz şehri terk etmeye başlamıştı. 26 Mart günü zayıf direnişi kırdıktan sonra Yunanlılar Adapazarı’nı işgal etmişlerdi. Yunan birlikleri ile Sakarya nehri kıyısında mevzii muharebeler yapılmış, bunlarda Türk kuvvetleri baskınlarla üstünlük sağlamayı başarmışlardı. Sakarya Nehri üzerindeki Tavuklar köprüsü 3 Nisan 1921 tarihinde Türk birlikleri tarafından yakılarak Yunan ordusunun karşı tarafa geçmeleri önlenmişti. Her iki taraf arasında Sakarya Nehri boyunca mücadeleler sürdürülürken, Yunan ordusundan aldığı cesaretle yerli Rum ve Ermeni çeteleri ise baskın, yağmalama, adam kaçırma, ırza geçme gibi iğrenç hareketleri icra ediyorlardı. II nci İnönü Muharebesinden de yenilgi ile çıkan düşman, neticede Adapazarı’ndaki birliklerini İzmit’e geri çekmeye başladı. 16 Haziran’dan itibaren Türk kuvvetlerinin de sıkıştırması sonucu geri çekilmeye başlayan Yunan ordusu, Ferizli ve Damlık köyleri ile daha pek çok yeri yakarak İzmit’e yönelmişti. Düşmanın Adapazarı’nı yakmasına fırsat verilmeden şehir 21 Haziran 1921 sabahı saat 04’00’de yapılan baskın taarruzla tekrar Türk ordusunun denetimini geçmiş oldu. Şehre ilk giren kuvvetler ise, yöredeki kuva-yı milliye liderlerinden Halit Molla ile Kâzım Kaptan idi. Aynı gün, Türk süvari birlikleri bütün Adapazarı civarını denetim altına aldı12.
Bu haksız işgal olayında Adapazarı kazası da dahil olduğu halde her zaman ve her yerde ülkesine hizmet eden ve düşman emellerine karşı fiili olarak harekete geçen masum Türkler ya katledilip öldürülmüş veya yaralanmıştır. Adapazarı kazasına bağlı pek çok köy Yunan ve yerli işbirlikçi Rum ve Ermeni çeteleri tarafından evler soyulduktan sonra yakılmış13; bu arada kadın ve kızların namusları kirletilmiştir. Bu işgaller devam ederken yapılan insanlık dışı zulüm ve alçakça hareketler yeterli görülmüyormuş gibi, milli ordunun ileri hareketi üzerine geri çekilmeye mecbur kaldıkları zaman, işe yarar erkekleri, bulabildikleri genç kadın ve kızları beraberlerinde götürmüşlerdir
YUNANLILARIN ADAPAZARINDA YAPTIKLARI MEZALİM14
1921 yılı Şubat ayından itibaren Adapazarı taraflarını kontrol altına alan Yunan Ordusundan cesaret bulan yerli Rum ve Ermeni çeteleri hemen harekete geçerek uzun yıllar barış ve kardeşlik içerisinde yaşadıkları ve kendilerini himaye etmiş olan Türklere karşı akla gelmeyecek her türlü harekete girişmeye başladılar.
Adapazarı kazasına ait 25 mahalle ile 45 köyde toplam 415.176 lira kıymetinde bina ve yapı, 2.250.000 lira kıymetinde mal ve mülk tamamen yakılmıştır. Kısmen yakılıp gasp edilen mal ve eşyanın kıymeti 2.360.400 liradır. Bundan başka 2.136.320 lira kıymetinde 334.400 kilo buğday, 132.130 kilo arpa, 188.000 kilo yulaf, 324.500 kilo mısır, 15.930 kilo çavdar ile 127.050 lira kıymetinde 850 at, 28.000 lira kıymetinde 288 katır, 5.100 lira kıymetinde 102 merkep, 1.689.900 lira kıymetinde 12.760 öküz, 1.418.000 lira kıymetinde 11.300 inek, 855.000 lira kıymetinde 75.000 koyun, 21.700.000 lira kıymetinde ticaret eşyası ve 12.970,765 lira nakit para çalınmıştır15. Şimdi sırasıyla Adapazarı merkezindeki mahallelerden başlayarak belde ve köylerde icra edilen yağma, cürüm ve öldürme olaylarını şu şekilde açıklamak mümkündür:
Adapazarı Merkez Mecidiye Mahallesi
Hasan Efendi’nin oğlu Halil Efendi, Simitçi Mehmet Ağa, Gazhane Bekçisi Abdullah Ağa, Eskici Şakir Ağa 26 Mart 1921’de kasabayı işgal eden Yunan askeri tarafından katledilmiştir. Yunanlılar çekilirken Arnavut Ahmet Ağa, Mahalle Bekçisi Sadık Ağa, Kunduracı Faik Usta adlı kimseleri esir alarak beraberlerinde götürmüşler ve Y. S. Ağa’nın eşinin ırzına geçmişlerdir.
Semerciler Mahallesi
İşgal esnasında Saatçi İsmail Efendi Yunan askerleri tarafından sokakta kurşunla şehit edilmiş; A. A. Efendi’nin kızı P. Hanımla H. M. Efendi’nin eşi A. Hanım’ın ırzına geçmişler, Muavin Ali Efendi’yi yaralayıp muhacirlerden zaptiye Ahmet Ağa’nın evini yakarak kendisini çok feci şekilde dövmüşlerdir. Bu arada Yusuf Ağa’nın evi yakılmış, Yunanlılar çekilirken Hatip İsmail Efendi, Hatip Nuri Efendi, Müezzin Mehmet Efendi, Kahveci Serd Mehmet Ağa, Gürcü Hacı Hafız Mehmet Efendi, Batum muhacirlerinden Gürcü Hacı Ahmet Efendi’yi esir alıp beraberlerinde götürmüşlerdir.
Birinci Yeni Cami (Cami-yi Cedid-i Evvel) Mahallesi
Yine işgal sırasında Ömer oğlu Asım Efendi’nin beş, Konç Mehmet Ağa’nın beş, Torlak Osman’ın sekiz, İbrahim Bey’in altı, Canbaz Ahmet Efendi’nin yedi, İsa Beyoğlu Muharrem Bey’in altı, İsa Beyoğlu Ali Bey’in sekiz, Pehlivan Musa’nın iki evi yerli Rum ve Ermeniler tarafından yakılıp tahrip edilmiş ve Meşk Hamza Ağa ile Bakkal Mehmet Efendi Yunanlılar tarafından şehit ve Nalbant Hasan’ın oğlu Ali, Hafız Ahmet oğlu Hafız Hamdi, Ahmet oğlu Kurban, Hacı Hüseyin Efendi, Çarkalı beş değirmenli İsmail Ağa’yı beraberlerinde esir alıp götürmüşlerdir.
Hasırcılar Mahallesi
Bu mahalleden İdris oğlu Ahmet’in evi ile samanlığı yakılmıştır. Yunanlılar çekilirken Muhtar Ahmet Ağa, Hoca Osman Efendi, Hoca Bekir Efendi’yi esir alıp götürmüşlerdir. Hoca Bekir Efendi daha sonra yolda dövülerek öldürülmüştür.
Aziziye Mahallesi
İşgal sırasında Yunanlılar Hacı Ömer Lütfi Efendi’yi Perukâr İbrahim’i şehit etmişler; Hasan Hilmi oğlu Abdullah’ın evini tahrip etmişler kızı H.’nin namusunu kirletmişlerdir. Eski muhtar Fazlı Ağa’nın, Derviş Ağa, Salih oğlu Emin, Abdullah oğlu Fehim, Monik’in Rüstem, Yaşarların Hacı İbrahim; İsmail Efendi ve Ufuk Osman esir olarak götürülmüş; Kocalık Muharrem, Süleyman oğlu İlyas, Hacı Derviş Ağa demirli kamçı ile dövülüp işkenceye maruz kalmışlardır. Yunanlılar çekilirken Hatip Emir Hasan oğlu Saim Efendi, Geyveli Halim, Ömer Lütfi Efendi oğlu Hasan ile Sait Ömer Ağa’yı da esir alıp götürmüşlerdir.

İkinci Yeni Cami Mahallesi
Ali oğlu Mahmut Yunan askerleri tarafından şehit edilmiş ve çekilirken Bakkal Rasim Efendi de esir alınıp götürülmüştür.
Necişler Mahallesi
Yerli Rum ve Ermeniler tarafından Bosnalı Salih Efendi’nin evi tahrip edilmiş, Ç. H. Ağa’nın eşi F.’nin ırzına geçilmiş ve Seyid Ömer Ağa, Müezzin Sıtkı Efendi, Serezli Hüseyin, Çakıcı İbrahim Ağa, Kör Hafız’ın biraderi Hüseyin, Gürcü Hasan adındaki kimseler esir olarak götürülmüştür.
Pabuççular Mahallesi
Yerli Rum ve Ermeniler tarafından Hacı Yusufun oğlu İbrahim bıçakla iki ayağından yaralanmış. Çerkeş Yusuf Çavuş’un biraderi İdris dövülmüş. Karabulut İsmail’in gözü oyulmak suretiyle şehit, Paşa Süleyman’ın İsmail telef edilmiş ve Yunanlılar çekilirken Hüseyin oğlu Mehmet Çavuş, İsmail oğlu Ömer, Değirmenci oğlu Hüseyin, Mustafa oğlu Faik, Kunduracı Fahri Usta, yolda götürülürken düşman askerleri tarafından şehit edilmişler, Çakır Hüseyin’in oğlu Ahmet, Mustafa oğlu Faik, Kunduracı Fahri usta ise esir olarak götürülmüştür.
Çukur Ahmediye Mahallesi
Yunan askerleri tarafından Çoban Emrullah şehit. Hoca Yahya Efendi, Canbaz İbrahim Çavuş, Egend Mehmet, Çoban Hakkı, Bekir Çavuş, Hafız Hamit Efendiler esir alınıp götürülmüşlerdir.
Garip Mahallesi
Akrep İbrahim Ethem Efendi’nin 1 17.500 kuruşluk evi eşyasıyla, patates ve zahireleri yerli Rum ve Ermeniler tarafından gasp edilmiştir. Bu miktar hasar cetvel içeriğine dahil edilmemiştir.
Gedikoğlu Mahallesi
Hatip Hafız Mustafa Efendi, Cuhların Osman Ağa Yunan askerleri çekilirken esir olarak götürülmüşlerdir.
Kaza merkezindeki mahallelerde icra edilen faaliyetlerden tespit edilebilenler bunlardan ibaret olup, merkeze bağlı köylere gelince onları da şu şekilde sıralamak mümkündür:
Köyler (Harita-1) Çubuklu Köyü
Bir tabur düşman askeri ve ayrıca 300 kişilik yerli Rum ve Ermenilerden oluşan çete 1920 yılı Ekim ayında bu köyü basarak Hüseyin oğlu İbrahim ile İsmail oğlu Servet’i bıçakla şehit etmişler; Muhtar M. Ağa’nın kızı H.’nin, Aziz’in ailesiyle Molla A.’in ailesinin ırzına geçmişler; çekilirken Süleyman Efendi’nin oğlunu esir alarak götürmüşler ve üç haneyi ise tamamen tahrip etmişlerdir.
Kâzımpaşa Köyü
Dörtyüzü çete ve yirmisi Yunan piyadesinden oluşan bir kuvvet 1920 yılı Ekim ayında köyü basarak Hatip Halil Hoca’yı şehit etmişler, Molla Ahmet’in Mustafa ile Osman oğlu Salih’i esir etmişlerdir.
Erikler Köyü
26 Mart 1921 tarihinde gelen Yunan ve yerli Hristiyan çeteleri köyden Mehmet oğlu Kazım, Ali oğlu Mehmet, Recep oğlu Abdullah’ı şehit etmişler; müteveffa İbrahim’in eşi Z., Latifin eşi F., Fatma, ve Şerife, Mehmet’in eşi A.’nin ırzlarına geçip 25 ev ile beraber 26 samanlığı ve camiyi yakmışlar ve bir mekteple 96 evi tahrip etmişlerdir.
Yukarıdere Köyü
18 Teşrin-i Evvel 1920 tarihinde Bilecik-Arslanbey-Firuzlu-Fındıklı-Akmeşe-Karusu Rum ve Ermenilerinden İzmirli Vangelos (Ortaköylü-Geyve’ye bağlı), Koço ve Nikola adlı çete reislerinin kumandasındaki çeteler köyü basarak İbrahim oğlu Şuayp adlı çocuğun kafasını kırmak suretiyle şehit etmişlerdir. Maddi zayiat cetvelinden hariç olarak 200 koyun, 170 keçi, 140 inek, 60 öküz, 10 hergele, 1 aygır Ortaköy çeteleri tarafından alınmıştır. 200 kile* çavdar**, 500 kile mısır, 300 kile yulaf, 500 kile arpa, 1.000 kile buğday gasp edilmiş, evler tamamıyla soyulmuştur.
Aşağıdere Köyü
Ortaköy, Serdivan, Eşme Rum ve Ermeni çeteleriyle Ohannes’in idaresindeki İzmir çeteleri 20 Teşrin-i Evvel 1920’de köyü basarak muhacirlerden Mehmet oğlu Hasan ile Mehmet Şah adlı kimseleri İzmit yoluna angaryaya sevk ederken şehit etmişlerdir. Ali kızı E., Abdi kızı M. ile Mehmet kızı Ş.’nin Rum çeteleri tarafından ırzına geçilmiştir. Yunanlılar çekilirken Muhtar Mehmet’in oğlu Mustafa’nın 5.000 liralık değirmenini yakmış, Hacı Abdi, Yusuf oğlu Şaban, İbrahim oğlu Ali adlı kişiler esir edilmiştir. Bu faaliyetleri icra eden çete reisi Ohannes ile iki Rum’dur. Köyde 52 evin eşyası ise tamamen soyulmuştur.
Karakaş Köyü
Bu defa Serdivan, Fındıklı, Ortaköy, Karasu Rum ve Ermenilerinden oluşan çete ve onları destekleyen nizami Yunan kuvvetleri 28 Teşrin-i Evvel 1920 tarihinde köyü basarak Ömer oğlu Mehmet, Aşkın oğlu Mehmet ile Korucu Ahmet’i Kulaksız Çiftliği suyunda kafalarını kesmek ve derilerini yüzmek suretiyle şehit etmişlerdir. A. Ağa’nın ailesi C. ile Hoca Halid’in Süleyman’ın oğlu Y.’ın eşlerinin ırzlarına çeteler ve düşman askerleri tarafından tecavüz edilmiş; çekilirken de Hoca Halid’i esir alarak beraberlerinde götürmüşler ve üç evi tahrip etmişlerdir. Bu mezalimde en faal görünen Ermeni Ardaşan çetesi olmuştur.
Karaaptiler Köyü

26 Mart 1921 tarihinde düşman askerleri ile Ortaköy, Eşme, Fındıklı, Tekneci ve Karasu Rum ve Ermenilerinden oluşan çeteler köyü basarak Sapancalı Deli A.’in ve Mehmet Ali oğlu S.’in ailelerine tecavüz etmişler; Hüseyin oğlu Mustafa, Hüseyin oğlu İbrahim, Abdullah oğlu Zekeriya, Abdullah oğlu İlyas, Hacı Mustafa, Şahin Ali, Ali oğlu Süleyman, Ali Çavuş ve Ali oğlu Osman’ı yaralamışlar ve çekilirken İbrahim Onbaşı, Yusuf oğlu Mustafa ve Bosna muhacirlerinden Bekir’i şehit etmişlerdir.
Dağköy-Yoncalı Köyü
Vangel, Serdivanlı Koço ve Ardaşan çeteleriyle bir miktar Yunan askeri köyü basarak Mehmet kızı C.’nin ırzına geçmişler ve köy muhtarı Hacı Hüsnü’yü yaralamışlar; Hatip Hüseyin Mustafa, Ahmet oğlu Ahmet ve Hasan oğlu Yusuf u çekilirken şehit etmişlerdir.
Kömürlük Köyü

28 Mart 1921 tarihinde yerli Rum ve Ermeni çeteleriyle düşman askeri köyü basarak Hacı Osman’ın kayınvalidesini şehit etmişlerdir.
Göktepe Köyü
Aynı günde düşman askerleri ile Vangel çetesi köyü basarak Garip Ahmet’in samanlığını yakmışlar, giderlerken de Lütfi’yi şehid edip, Süleyman oğlu Salim’i arabasıyla birlikte esir alıp götürmüşlerdir.
Eceldere Köyü
Düşman, Vangel ve Ortaköy çeteleriyle birlikte 12 Teşrin-i Evvel 1920’de köye gelerek Çırakoğlu Yusuf, Hacı Durak oğlu Hüseyin, Kara Ali oğlu Hüseyin adlı kimseleri yaralamış Ali Osman oğlu Mustafa’yı çekilirken esir etmiş ve 25 haneyi tamamen yağmalamışlar ve 30 kile mısır, 30 kile yulaf, 162 koyun, 21 inek, 10 öküz ve 30 adet keçiyi gasp etmişlerdir.
Meşeli Köyü
Düşman aynı günde bu köyü basarak Şerif Ali kızı A.’nin ırzına geçmiş, çekilirken de kardeşi Mehmet ile Muhacir Hasan’ı esir almış; 80 evi yağma etmiştir. Ayrıca 10 kile mısır, 40 kile yulaf, 20 kile arpa, 8 kile buğday, 20 koyun, 10 inek ve 5 öküzü gasp etmişlerdir.
Mahmudiye Köyü
Bir miktar düşman askeriyle Pandeli çetesi 1920 yılı Teşrin-i Evvelinde köyü basarak Mustafa’nın zevcesi A.’nin ırzına geçip Korucu Hasan’ı yaralamışlar ve 22 evi yağmalamışlardır.
Taşkısığı Köyü
Vangel çetesiyle bir miktar düşman askeri 27 Mart 1921 tarihinde köyü basarak Tahir kızı K., Mehmet kızı A., Mustafa kızı H.’nin ırzına geçmişler; Karayakalı Ahmet ile Mehmet’i şehit etmişlerdir. 30 evi yağma edip, 50 kile mısır, 300 kile yulaf, 50 kile buğday, 220 koyun, 37 inek, 17 öküz, 19 manda, 3 at, 75 keçi ile 2.123 lira gasp etmişlerdir.
Salâhiye Köyü
Yerli Rum ve Ermeni çeteleriyle düşman askeri 10 Teşrin-i Evvel 1920 tarihinde Said’in eşi Sıdıka’yı şehit etmişler; Şakir oğlu Mustafa, Ali oğlu İsmail, Kulaksız oğlu Mustafa adlı kimseleri çekilirken esir alıp götürmüşlerdir.
Yazlık-Refahiye Köyü
Yerli Rum ve Ermeni çeteleriyle düşman askeri 27 Mart 1921 tarihinde köyü basarak Hacı Ömer oğlu S.’in eşinin ırzına geçmiş; Muhacir Receb’i esir etmişlerdir. 30 evi tamamen yağma edip, 500 kile mısır, 20 kile yulaf, 20 kile arpa, 50 kile buğday, 15 inek, 8 manda ve 40 öküzü gasp etmişlerdir.
Akarca-İcadiye Köyü
Bir miktar düşman askeriyle yerli Rum ve Ermeni çeteleri 30 Mart 1921’de köyü basarak İlyas kızı N., Musa kızı H., İbrahim kızı İ.’in ırzına geçmişler; Hacı oğlu Musa’yı ise şehit etmişlerdir. Giderlerken Recep oğlu Ahmet, Hasan kızı Asiye, Ali kızı Saniye, Recep kızı Asiye, Zekeriya oğlu Süleyman ile kız kardeşi Naciye, Fatma ve Nadide, İshak oğlu Ömer, Recep Efendi’nin Ömer’in ailesini, Ömer’in validesi Fatma’yı, Ömer oğlu Hüseyin’i, Ali Beyoğlu İlyas ve Murad’ı, Ali Bey kızı Hayriye’yi, oğlu İsa’yı, Sarı Osman’ı, Sarı Osman’ın oğlu Kamil’i, kardeşi Kazım, Aziz ve kız kardeşi Nesibe’yi esir alarak götürmüşler; ayrıca 25 kile mısır, 50 kile yulaf, 20 kile arpa, 25 kile buğday, 50 inek ve 9 atı gasp etmişlerdir.
Müsellemtepe Köyü
27 Mart 1921 tarihinde gelen yerli Rum ve Ermeni çeteleri ile düşman askerleri 25 evin eşyasını yağma etmişler, çekilirken de Şükrü oğlu Mehmet’i esir etmişlerdir.
Kuruçeşme Köyü
Ermeni Kirkor çetesiyle bir miktar düşman askeri 12 Teşrin-i Evvelde köyü basarak Abdullah’ın eşi, Müminoviç Yusuf, Çoviç Mehmet, Şuşfar Hüseyin, Büyükbaşiç İbrahim ve Mehmet, Berko Hüseyin Behlül, Velicif İbrahim ve Abdullah, Sekip oğlu Osman’ın evlerini yakmışlar; Halil’in eşi F. ve Mehmet’in eşi H.’nin ırzlarına geçmişler; çekilirken de Recep oğlu Ramazan’ı esir ve 60 hanelik köyü baştan aşağıya yakıp 40 kile çavdar, 40 kile mısır, 35 kile buğday, 25 inek, 1 manda ve 10 öküzü gasp etmişlerdir.
Aşağı Kirazca Köyü
Yerli Rum ve Ermeni çeteleriyle birlikte Yunan askeri 27 Mart 1921 tarihinde köyü basarak samanlıklarıyla birlikte 37 evi yağma ve bütün köyü yakıp eşyalarını da yağmalamışlar; Numan oğlu Mustafa, Abbas oğlu Osman, Halil oğlu Abdullah, Ali’nin eşi Ayşe’yi şehit etmişler; Hasan Çavuş’un kızını da esir alıp götürmüşlerdir.
Arifbey Çiftliği Köyü
Çeteler 26 Mart 1921 tarihinde bir miktar düşman askeri refakatinde köyü basarak Hüseyin Efendi’yi, İki Osman Çavuşları, Hasan Efendi’yi Salih oğlu Salih, Hacı Mehmet oğlu Rıfat, Urmabaş oğlu Arslan, Yıldız oğlu Harun, Kösezade Hüseyin Efendi, Muhtar İsmail Ağa ile Şerif oğlu İsmail’in evlerini yakmışlar; giderlerken de Hüseyin Efendi’yi, Laz Ali’yi ve Çoban Hasan’ı esir etmişlerdir. Bu arada 18 hanenin eşyasını yağmalamışlar; 1.000 kile mısır, 200 kile yulaf, 200 kile arpa, 200 kile buğday, 30 koyun ve 8 öküzü gasp etmişlerdir.
Trabzonlu Köyü
Düşman ve yerli Rum ve Ermeni çeteleri 26 Mart 1921’de köyü basarak ilkönce eşyaları yağma edip 34 ev ile birlikte samanlıklarını tamamen yakmışlardır.
Hanlıköyü
Bir kısım Yunan askeri ve Rum Vangelos çetesi 27 Mart 1921 tarihinde köyü basarak 48 evin eşyasını tamamen yağma etmiş, çekilirken de İsmail ile Osman oğlu Şahin’i esir alıp götürmüşlerdir.
Güneşler Köyü
Rum ve Ermeni çeteleriyle Yunan askerleri 26 Mart 1921 tarihinde köyü basarak Nalbant oğlu Halil, Hacı Ahmet oğlu Hafız Sait, Süleyman Efendi, Tekeroğlu Yakup’un eşinin ve Recep Dayı’nın evlerini yakmışlar ve çekilirken Recep Dayı’nın kafasını kesmek suretiyle şehit etmişlerdir. 35 evin eşyasını tamamen yağma etmişler; 20 kile çavdar, 200 kile mısır, 150 kile yulaf, 200 kile arpa, 800 kile buğday; 80 inek, 30 manda ile 6 öküzü gasp etmişlerdir.
Süleymanbey Köyü
Düşman, yerli Rum ve Ermeni çeteleriyle 26 Mart 1921 tarihinde köyü işgal ederek Püskül Salih, Osman, İsmail, Mustafa Dayı, Halil, Hacı Kamil, Muhacir Mümin, Hüseyin, Nazif, İbrahim, İsmail, Osman, Hüseyin, İmam Mehmet ve Nuri’nin evlerini tamamen yakmış, 22 evin eşyasını yağmalamış çekilirken de Ali oğlu Nuri, Ali Bey ve Eyüp adındaki kimseleri esir alarak götürmüştür.
Dağdibi Köyü
Yunanlılar çekilirken Hacı Zekeriya, Hacı Mehmet, Durmuş oğlu İbrahim ile Hüseyin oğlu Hayri adlı kimseleri esir alarak götürmüşler; 50 evin eşyasını tamamen yağma etmişlerdir.
Kumtepe Köyü

26 Mart 1921’de köyü işgal eden Yunanlılarla yerli çetelere 30 evi dam ve samanlıklarıyla beraber tamamen yakıp, kalan 10 evin de samanlıklarını yakmışlar; Hacı oğlu Mehmed’in eşi Atiye’yi silahla şehit etmişlerdir.
Çalıncak Köyü
Düşman askerleriyle Pandeli, İstavri, Ardaşan çeteleri 30 Mart 1921’de köyü basarak Hacı Ahmet oğlu Halil, Gaşlı oğlu İsmail’in evlerini yakıp gelini, torunu N. ve H.’nin ırzına geçmişler; Soğan oğlunun Şerife ile Ali’nin kızı F.’nın da namusunu kirletmişlerdir. Salih oğlu Mehmed’i yaralayıp gelini, oğlu, damadı Hasan’ı kurşunla şehit etmişler; daha sonra 35 evi eşyasıyla yağma edip 200 kile yulaf, 200 kile arpa, 60 koyun, 70 inek, 15 manda, 12 beygir ve 14 öküzü gasp etmişlerdir.
İkizce Osmaniye Köyü

Pandeli ve Ermeni Haykazar vesair yardakçı çetelerle bir miktar düşman askeri Mart sonunda köyü basarak Yusuf kızı D., Sefer kızı E.’nin ırzına geçmişler; 35 evi eşyalarıyla yağmalayıp halktan zorla 5.000 lira para toplamışlardır.
Aralık İhsaniye Köyü
28 Mart 1921 tarihinde köyü basan düşmanla Serdivan-Fındıklı Rum çeteleri Rıza Efendi, Hacı Coşbak ile Asım Efendi’nin evlerini yakıp, Ahmet oğlu Ali, Ahmet oğlu Mustafa, İbrahim oğlu Derviş’in evlerini tahrip edip F.’nın ırzına geçmişler, ismi bilinmeyen bir kızın da namusunu kirletmişler, 26 evi eşyalarıyla tamamen yağma edip 1.000 kile mısır, 100 kile buğday, 20 öküz, 30 inek gasp ettikleri gibi halktan zorla 700 lira para toplamışlardır.
Yukarı Kirazca Köyü
Zaten 44 evden ibaret olan köy, eşyası yağmalandıktan sonra tamamen yakılmış ve Ali oğlu Arslan Süleyman Onbaşı’yı yaralamışlardır. Düşman çekilirken Osman Beyoğlu Mehmet Ağa ile Hüseyin Ağa ailesi Nuriye’yi esir etmişler; bu köyü basanlar ise Serdivan, Karasu Rum çeteleriyle onların yardakçıları idi.
Beşköprü Köyü
Serdivan köyü, Fındıklı, Ortaköy ve Karasu Rum çeteleriyle beraber bir miktar düşman askeri 26 Mart 1921’de köye gelerek Şaban oğlu Yunus, Remzi oğlu Mehmet Çavuş, Hacı Tahir oğlu Tahir, Muhacir Mehmet Hacı’nın eşi Fatma, Manav oğlu eşi Şerife, Mustafa Hoca, Ali oğlu Mehmet, Edhem Efendi oğlu Celal ile Molla Ahmet’in evleri tamamen yakılmış ve eşyasını da yağma etmişlerdir.
Akçakamış Köyü

Düşman, Serdivan, Fındıklı, Ortaköy, Karasu, Bedel çeteleriyle Pandeli çetesinden müteşekkil bir kuvvetle Nisan zarfında köyü basarak 85 haneden 70 haneyi tamamen yakmış ve Mehmet’in eşiyle Halil’in kızının ırzına geçmişler; Kucurun Mehmet, Kara Mustafa, Mehmet Emin oğlu Sait ile Şerif Ali’nin ailesini şehit etmiştir. 85 haneden 15.000 lira kıymetinde eşya yağma edilmiş; 5.000 kile mısır, 1.700 kile yulaf, 3.000 kile arpa, 4.000 kile buğday, 300 inek, 120 manda ve 70 öküz gasp edilmiştir.
Tekeler Köyü
Pandeli ve sair çetelerle 28 Mart 1921 tarihinde köyü basarak Hacı Bayram oğlu Mustafa’nın evini yakıp, Münir’in biraderini şehit edip, 49 hanenin 19.700 liralık eşyasını yağmalamışlardır. Bu arada 10 kile çavdar, 50 kile mısır, 100 kile yulaf, 150 kile arpa, 350 kile buğday, 23 koyun, 10 inek, 15 manda ve 30 öküz gasp edilmiştir.
Sapanca Nahiyesi (Harita-2)
Yunanlılar 25 Mart 1921 ‘de Sapanca’ya girerek, kasabada 325 ev, 170 dükkan, 17 değirmeni yakıp 55 esir ve 24 şehit olmak üzere 79 biçarenin canını yakmış ve Arifiye, Kalaycı, Hacı Mercan, Şöhretiye, Kuru Çeşme, İlmiye, Memnuniye, Nailiye, Balkaya, Ulviye, Muradiye, Senaiye, Mahmudiye, Dibektaş ve Kürt köyü gibi büyük köyleri ateşe vermiş ve bütün eşyasını çalmış, gasp etmiştir. Sapanca’nın Rüstem Paşa Camii’nin halılarını soyduğu gibi bütün evlerin eşyasını arabalarla İzmit ve Gemlik tarafına sevk etmişlerdir.
Çekilirken Sapanca’nın Yeni Cami Mahallesi’nden Emin Beyoğlu Şükrü, Halim Usta’nın oğlu Mehmet, Boşnak İbrahim, Zeynelzade Ahmet, Memiş oğlu İshak Ağa, Küçük Mehmet oğlu Hüseyin, Hacı Fazlı Ahmet Efendi ve ağalarla Yüzbaşı Namık Beyi, Çayiçi mahallesinden Kahveci Salim, Fok (Fevk) Hasan’ın Salih, Çerkeş Şevki, Boşnak İbrahim, Hacı Ahmet, Abdi oğlu Mustafa, Züherlerin Ahmetv Saatlerin İbrahim Ağalar; Rüstempaşa mahallesinden Badis oğlu Mehmet, Memnuniye Köyünden Remut oğlu Mustafa, Mahmut Dayı oğlu Ali, Feyziye Köyünden Kurnaç oğlu Salih, Çelebi oğlu Ahmet, Hoca Sait Efendi ve Ağaları; Yanık-Şerefiye köyünden Çuhadar oğlu Hasan, Bayraktar oğlu İbrahim’in yeğeni Ali, Kürt köyünden Mehmet’in oğlu Ahmet, Serin Ali, Kürt oğlu Ahmet, Ömer oğlu Ahmet, Laz Mustafa, Mustafa, Şükriye köyünden Hızır oğlu Salih, Şöhretiye köyünden Kadir Onbaşı’nın oğlu Yusuf, Hozoğlu Seyid’in kızı Latife, Muradiye köyünden Havva, Başoğlu Yusuf, İlmiye köyünden Mehmet, Göldibi köyünden Mahmut oğlu Hüseyin, Seyid oğlu Süleyman, Dibektaş köyünden Hafız Ahmet, Ömer oğlu Hüseyin, Hacı Şaban oğlu Osman. Numan Ağa’nın oğlu Şükrü, Molla Dursun oğlu Ahmet, Nuvar oğlu Ali, Yüza oğlu İsmail, Ömer Ağa’nın İlyas, Köse Osman oğlu İbrahim, Hacı Mercan köyünden İmam oğlu İlyas, Hacı Ali oğlu Ömer, Selim oğullarından Emin oğlu Mustafa, Recep oğlu Yusuf, Mevlüt oğlu İsmail, Kadir oğlu Mehmet Efendi ve Ağaları esir alarak meçhul bir semte sevk etmişlerdir. Memnuniye köyünden Halil oğlu Şirin Ali, Mutoğlu Halim Çavuş, Arifiye köyünden Mahmut oğlu Hüseyin Hoca, Laz Ali Çoban, Şükriye köyünden Huz oğlu Abdullah, Şöhretiye köyünden Kahveci oğlu Recep Ağa, yeğeni Hüseyin, Muradiye köyünden yetmiş yaşında Serdar oğlu Recep, Kuru Çeşme köyünden Bostancı oğlu Hacı Süleyman, Tanıt oğlu Süleyman ve İdris, İhsaniye köyünden Tanıt oğlu Hüseyin, Akçay köyünden Süleyman oğlu Fuat ile misafiri bulunan yedi şahıs, Hacı Mercan köyünden Ömer oğlu Hasan, İbrahim oğullarından Ömer ve Hurşit, Demirci oğullarından Reşit Ağa’nın çocuğu Mehmet, Mahmudiye köyünden ve bölgede herkes tarafından tanınan birisi olan ulemadan Hacı Halil Efendi, Murat oğlu Sefere, Mustafa oğlu Mehmet Ağa ve Efendiler gaddarca öldürülmüş ve Hacı Mercan köyünden Furak oğlu Mustafa’nın karısı Hatice ile birlikte boğazları kesilmiştir.
Ali Rasih Bey’in oğlu Ragıp Bey’den Yunan komutanı zorla 1.000 lira almıştır. Nahiyede zulüm yapan Yunanlılardan başka Kırkpınarlı Agop, Kahveci Yorgi, Deli Vasil, Hacı Yanko’nun oğlu Saatçi Apostol ve çocuğu, Celinin oğullarından Haçator, Hamparsum, Serkizyan oğullarından Artin Klaycif çocuğu Agop ve gayri müslim eşkiyalar dikkate şayandır.
Söğütlü Nahiyesi (Harita-3) Büyük Söğütlü Köyü
Yunanlılar ve Vangel çetesi ve İkizce Rumları 150 hanelik köyün eşyasını yağma edip 2.200 lira toplamışlar; 25.000 liralık hasar yapıp, köyden Emin oğlu Osman’ı şehit etmişlerdir. Acem İsmail, Hasan oğlu Feyzi’yi de esir alıp götürmüşlerdir.
Küçük Söğütlü Köyü
Yine Rum çeteleri 60 haneyi yağma edip aldıkları hayvanlardan başka, 5.665 lira gasp edip Laz İbrahim Çavuş’u kati ve İzmirli Mehmed’in damadı Edhem’i araba ve hayvanlarıyla esir alıp meçhul bir semte götürmüşlerdir.
Çingene Söğütlü Köyü
Köyde bulunan 15 evi yağma edip hayvanları gasp ve 300 liralık zarar verdirmişlerdir.
Burhaniye Köyü
Köyde 20 hane yağma edilmiş, 1.818 liralık hasar yapılmış; Mehmet oğlu Osman’ın evi bizzat Yunan komutanı tarafından yakılmış; Hasan oğlu Rüstem’in kızı H.’nin, İdris’in eşi H.’nin, Halil kızı Ş., eşi P., Hacı Hasan’ın eşi F.’nın Yunan askerleri tarafından ırzına geçilmiş mağdure H.’nin babası Rüstem işkencelerle katledilmiş, Hüseyin oğlu Numan arabasıyla esir alınarak sevk edilmiştir.
Temur Bey-İcbariye Köyü
Küçükbaş hayvanların gasp edilmesinden başka yapılan zarar 1.000 lirayı geçmiş, Serezli Mustafa şehit edilmiştir.
Kurudil Köyü
Yunanlılar bu köyden 1.000 lirayı geçkin kıymette at ve eşyayı almışlardır.
Türk Beylik Kışla Köyü
Adapazarı’ndan gelen yerli Rum çeteleriyle karışık Yunan kuvveti Mehmet oğlu Muhacir Hasan’ın evini yakıp evlere dağılarak 20.000 liralık eşyayı yağma ve 10.000 liralık kadın ziyneti gasp etmişlerdir. Ayrıca 8 at, 2 hayvan almışlar; Osman kızı E., Muhtar İsmail kızı H., Sefer Ali kızı E. Ş., F., Emin kızı H.’nin ırzına geçmişler, bir çok kadına tecavüz etmişlerdir. Bu mezalime Damlık köyünden Karabet kumandasındaki bir Ermeni çetesi de iştirak ederek 450 lira kıymetinde eşya gasp etmişlerdir.
Maksudiye Köyü

80 hane yağma, 1.000 liralık eşya gasp edilip, 10.000 lira nakit para alınmış ve İdris oğlu Yusuf un evi yakılmıştır.
Yeniköy
Rum çeteleri 2.000 lira alıp 3.000 liralık hayvanı gasp etmişlerdir. Ömer oğlu Hafız İsmail katledilmiş, Ömer oğlu Hüseyin ve Durmuş’un oğlu esir olarak götürülmüştür.
Soğucak Köyü
Bu köyde de 80 hane yağma edilmiş, 1.500 lira nakit olarak alınmış, 5.000 lira kıymetindeki küçük baş hayvan gasp edilmiş ve İsmail oğlu İsmail ile Osman oğlu Sadullah işkence yapıldıktan sonra esir olarak götürülmüşlerdir.
Mağaza İlbasiye Köyü

500 lira nakit alınıp, 1.000 liralık hayvan gasp edilmiş ve Babaeskili Hüseyin Dede esir olarak sevk edilmiştir.
Akçukur Köyü
Bu köyden 2.000 lira kıymetinde eşya ve hayvan gasp olunmuştur. Damlık Köyü
25 hanelik bir köy olup henüz yeni iskan edilmiş olan muhacirler işgal esnasında Sakarya Nehri’nin doğusuna geçerek kendilerini kurtarabilmişlere de, 5.000 lira kıymetindeki eşyaları ve hayvanları düşman çeteleri tarafından yağma edilmiş, köy ateşe verilmiş yangından sadece bir hane kurtulmuştur.
Firuzlu (Ferizli) Köyü16 (Harita-4)
Bu köye iskan edilmiş olan muhacirler de işgal sırasında Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmişlerdir. Köylülere ait 27.000 liralık eşya, zahire ve hayvanlar Rum çeteleri ve Yunan askerleri tarafından gasp edilmiştir. Tarlalarındaki 10.000 lira kıymetindeki mahsulleri tahrip edilmiş ve köyden ayrılmayanlardan Berber Mehmet’in eşi P.’ün ırzına geçmişlerdir. Firuzlu tepelerinde karargah kuran Yunan taburu geri çekilirken öncü vazifesini ifa eden yerli Rum çeteleri köyü ateşe vererek 350 haneden iki hane ve 40 samanlıktan başka tamamını yakmışlardır.
Değirmencik Köyü
52 haneden oluşan bu köy Yunan kuvvetlerinin öncüleri olarak gelen Rum çeteleri tarafından yağma edilip 10.000 liralık ev eşyası alındıktan sonra tamamen yakılmıştır. Ayrıca 20.000 liralık zahire, 900 koyun ve keçi, 150 sığır ve manda gasp edilmiştir.
Karagünlü / Karagönlü Aşireti
Küçükbaş hayvanlarının çokluğu sebebiyle bu havalinin en zengin seyyar aşireti sayılan 25 çadır halkından müteşekkil bu aşiret, Vangel çetesinin hücumuna maruz kalmıştır. Hacı Ahmet oğlu İsmail Efendi şehit ve 12.000 lira kıymetindeki mal ve küçükbaş hayvanını gasp etmişlerdir; keza Mehmet oğlu Hüseyin’in başı kesilmek suretiyle şehit, 300 altını, 15.000 liralık küçükbaş hayvanı gasp edilmiştir. Bu arada Ali oğlu Hasan Çavuş ile ailesi esir edilmiş. 6.000 liralık hayvanı gasp edilmiş; Mahmut oğlu Hasan ailesiyle birlikte meçhul bir semte götürülmüştür. Mehmet oğlu Ali’nin 4.000 liralık hayvanı da aynı yağmaya maruz kalmıştır. Diğer aşiret halkından nakden 980 lira, 15 at, 133 sığır, 367 koyun ve kuzu alınmıştır.
Hasan Fakih Köyü
On haneden ibaret olan bu köy Rum çetelerinin baskınına uğrayarak 630 lira nakit alınmış; 710 liralık küçükbaş hayvan gasp olunmuştur. Halil oğlu Salih ve Emrullah oğlu Mustafa arabasıyla esir alınıp götürülmüştür. Köyün ihtiyar heyeti Rum çetelerinin türlü türlü işkencelerine maruz kalmıştır.
SONUÇ
Adapazarı kazasının Rum ve Ermeni çetelerinin saldırılarına maruz kalan kısmı Sakarya Nehri’nin batısında kalan köyler olup, bu köylere yapılan mezalim ve en aşağılık davranışlardan esaslı belgelere dayananları yukarıda her köyün ismi altında ayrıntılarıyla verilmiştir.
Şüpheli ve kulaktan duyma olanlarla, mahiyeti meçhul olayların verilmesinden çekinilmiş ve rapor içeriğinde her hangi bir araştırmanın sonucunda bir maddesinin bile aksi ispat edilemeyecek kadar sağlam ve esaslı olmasına dikkat edilmiştir. Açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Yunanlıların bu havalide bütün hareketleri yerli Rum ve Ermenilerden çetelerin delaletiyle başlamış ve 1921 yılı Mart sonundan Nisan başına gelene kadar isimleri yazılı köylerde türlü mezalimi yapmışlar ve olan serveti ele geçirdikten, yani hırsızlık yaptıktan sonra çekilmişler ve ancak bundan sonra mezalim ve cinayetlerin şiddeti azalmıştır. Adapazarı ve civarı 1921 yılı Mart ayından Haziran ayı sonlarına kadar yaklaşık dört ay kadar Yunan istilasında kalmıştır.
Memleketin hakim unsuru olan Türk halkını imha ederek Anadolu’da saltanatını kurmak isteyen ve ancak bu düşünce ile bu meşum harbi devam ettirmekte ısrarlı olan Yunanlılar bu mezalimin yapılmasına sebebiyet vermiş olmak itibariyle mesul sayılırlarsa da, icra kuvvetleri kendi askerlerinden ziyade yerli Rum ve Ermeni çeteleri olmuştur. Bilhassa ırza tecavüz hususunda pek ileri gidildiği yolunda ifadeler köylülerin yüzlerinden anlaşılmaktadır. Bu felaketin ortaya çıkması ve kendi kız ve karılarının isimlerinin tahkikat evrakına girmesini uygun görmedikleri için gizlemektedirler. Belirtilen zarar cetvelinde isimleri yazılmayan köylerin hasarları isimleri altında ayrıntısıyla yazılmış, cetvelde olmayan veya ilavesi gerekli görülen maddi hasar miktarı ayrıca cetvele ilave edilmiştir. Adapazarı kazası dahilinde yerli Rum ve Ermeni çetelerinin saldırılarına maruz kalan köyler hakkında mevcut vasıtalarla yapılan tahkikat sonuçları yukarıda belirtildiği şekildedir. Bu raporun bir nüshası İzmit Mutasarrıflığına gönderilmiştir.

1 Geniş bilgi için bk., Ali Fuat Cebesoy, Milli Mücadele Hatıraları, İstanbul 1953. s. 376; ayrıca bk.. Tarihte ve Günümüzde Sakarya, Sakarya Valiliği Yayını, Tarihsiz, s. 47-48.
2 Adnan Sofuoğlu, Kocaeli ve Sakarya’da Kuva-yı Milliye ve Karşı Faaliyetler, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, H. -Ü. İnkılap Tarihi Enstitüsü, Ankara 1987, s. 60-62. Rahmi Apak’ın ifadelerine bakılırsa. Eşref Bey’in bölgedeki faaliyetleri Karakol Teşkilatı aracılığıyla kendisinin de daha öncelerden tanıştığı Mustafa Kemal Paşa’ya bildirilmişti. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa onu Adapazarı-Düzce-Bolu bölgesi Kuva-yı Milliye Komutanlığına atamıştır. Bk., Rahmi Apak, İstiklal Harbinde Garp Cephesi Nasıl Kuruldu, Ankara 1990, s. 113.
3 Geniş bilgi için bk., Adnan Sofuoğlu, Kuva-yı Milliye Döneminde Kuzeybatı Anadolu (1919-1921), Ankara 1994, s. 336-337.
4 Rahmi Apak, Aynı eser, s. 157. Gelişmelere bakılırsa Adapazarı bölgesinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin 30 Eylül 1919 tarihinden sonra kurulması muhtemeldir. Tarihlendirme konusunda yapılan tartışmalar için bk., Mahmut Goloğlu, Üçüncü Meşrutiyet 1920, c. 111, Ankara 1970, s. 304; Ömer Sami Coşar, İstiklal Harbi Gazetesi, Milliyet Gazetesi Yayını 1968, 24 Eylül 1919 tarihli nüshası.
5 Düzce-Bolu ayaklanmaları hakkında geniş bilgi için bk.. Rüknü Özkök, Düzce-Bolu isyanları, İstanbul 1971; ayrıca bk., Adnan Sofuoğlu, Aynı tez.
6 Bu makalenin hazırlanması sırasında büyük ölçüde 1921 yılında Adapazarı kaymakamı olarak görev yapan Özdemir Bey tarafından hazırlanan ve İzmit Mutasarrıflığına gönderilen rapordan yararlanılmıştır. Bu rapor, bilahare diğer bölgelerdeki raporların da ilavesiyle TBMM hükümeti Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti Garp Cephesi İstihbarat Şubesi tarafından “Yunanlıların Yeni İşgal Ettikleri Söke Havalisinde Yunan Askerlerinin Vahşeti” adıyla yayınlanmıştır. Eser, Gnkur ATAŞE Başkanlığı kütüphanesi İstiklal 152 numarada kayıtlı bulunmaktadır. Bu eser, E. Kur. Alb. Talat Yalazan tarafından hazırlanan Türkiye’de Yunan Vahşet ve Soykırımı Girişimi adlı eserin ikinci cildinde kullanılmış, fakat yazar bunu çok kısa bir şekilde özet olarak vermiştir. Biz, bu makalemizde tam metni neşretmeyi ve günümüz Türkçe’sine aktararak vermeyi daha yararlı gördük.
7 Adapazarı kazası, 26 Mart 1921’de Yunanlılar tarafından işgal edilmiş; fakat, milli kuvvetler aynı yılın Haziran ayında (21 Haziran 1921) tekrar burayı geri almışlardır.
8 İstiklal Harbi döneminde Yunanlılar tarafından icra edilen mezalime dair bütün belgeler, harbin sonunda derlenip toparlanarak Osmanlıca olarak basılmıştır. Fakat bu çalışmaların tamamı günümüz Türkçesi ile henüz neşr edilmemiştir: Dahiliye Nezareti, Türkiye’de Yunan Fecayii, Bir ve İkinci Kitap, İstanbul 1337; İzmir’in İşgali Üzerine Makamat-ı Askeriyeden Mevrut Raporlar, İkinci Kitap 1335 (Bu eser tarafımızdan günümüz Türkçe’sine çevrilmiş olup basım aşamasındandır); Yunan Feeayiine Müteallik Aydın Vilayetinin Beynelmilel Tahkik Heyetine Verilmek Üzere Topladığı Vesaik-i Resmiye, İstanbul 1335; Garp Cephesi İstihbarat Şubesi Neşriyatı, Söke ve Havalisinde Yunan Mezalimi, Ankara 1337. Bunların yanında yakın dönemde yapılan çalışmalara da şunları örnek gösterebiliriz: Kadir Mısırlıoğlu, Yunan Mezalimi, İstanbul 1972; Talat Yalazan. Türkiye’de Yunan Vahşet ve Soy Kırımı Girişimi (15 Mayıs 1919-9 Eylül 1922), c.l, II, Ankara 1994.
9 1914 yılında yapılan nüfus sayımına göre Adapazarı kazasında 76.864 Türk-Müslüman, 7.959 Rum, 16.461 Ermeni. 113 de Yahudi olmak üzere toplam 102.051 kişi yaşamaktadır. Bk., Kemal Kaprat, Ottoman Population 1803-1914, London 1985, s. 114 vd; bundan başka Kurtuluş Savaşı yıllarında yabancı istatistiklerden hareketle İstiklal Gazetesi (nr: 85, 17 Mart 19l9)’nin verdiği nüfus rakamlarından Batı Anadolu’daki birkaç vilayetin nüfusu şöyle gösterilmektedir.

VİLAYET TÜRK RUM ERMENİ
AYDIN 1.093.334 (%84) 208.283 (% 15) 15.105 (%1)
Hüdavendigâr 1.696.595 (%80) 230.711 (%14) 88.991 (%5)
KASTAMONU 992.679 (%77) 21.507 (%3) 2.647 (%0,2)
10. İşgal güçlerinin kendilerine gösterdikleri samimiyetten istifade eden yerli Rum azınlıklar bu sırada özellikle Fener Rum Patrikhanesinin propagandasının etkisinde kalıyorlar. Azınlıklar, Büyük Yunanistan emellerine hizmet etmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Bunlara karşı yine en büyük mücadeleyi sergileyenlerden birisi Türk ortodokslarının lideri olan Papa Eftim Efendi idi. Papa Ettim gazetelere verdiği beyanatları ile Türk Milli Mücadelesinin yanında. Fener Patrikhanesinin karşısında olduğunu her zaman vurgulamıştır.
11 Cumhuriyetin 75 nci Yılında Sakarya Vilayeti. Sakarya Valiliği Yayını, Sakarya 1998, s. 30.
12 Cumhuriyetin 75 nci Yılında Sakarya Vilayeti, s. 31-33.
13 Adapazarı kazasına bağlı 14 köyün bu sırada yakıldığı belgelerde geçmektedir. Bk., Gnkur. ATAŞE Arşivi Türk İstiklal Harbi Fonu, Kls: 1072. Ds: 520, F: 59.”
14 Bu başlıktan itibaren elimizde bulunan raporun günümüz Türkçe’sine aktarımı yapılmış, asıl metne bağlı kalınmıştır.
15 Bu ifadelerden sonra (Bu konuyla ilgili asıl belgeler Erkan-i Harbiye’dedir) kaydı yer almaktadır.
* Kile tahıl ölçmede kullanılan bir ölçektir. İstanbul kilesi ve Ibrail kilesi gibi türleri vardır. İstanbul kilesi tahılın türüne göre 18-20 okka yaklaşık 25 kg, İbrail kilesi ise 70-80 okka yaklaşık 100 kg. gelmektedir.
** Yukarıdaki hesaba göre 200 x 25 = 5.000 kg. yani 5 tondur.
16 Ferizli. bugün Sakarya vilayetinin ilçesi olmuştur.

1830 yılında Osmanlı Devleti’nden bağımsızlığını kazanan Yunanistan’ın, bir türlü tatmin edilemeyen, özellikle Anadolu’ya yönelik istekleri vardı. Bu yüzden Yunanlılar, her fırsatta Osmanlı Devleti’nin en zayıf zamanlarında bu isteklerini gündeme getirmeyi hatta imparatorluğun bu zayıflılık anını kollamayı milli bir görev saymışlardı1.
Onların bu politikalarının sebebi: bir ayağı Asya’da bir ayağı da Avrupa’da olan büyük Yunanistan’ı kurma gibi tarihi bir ideale sahip olmalarıdır. Megalo İdea olarak bilinen bu ideale göre Yunanistan’ın sınırları doğuda Anadolu ortalarından, kuzeyde Karadeniz’in Kırım’ı da içine alan kuzey kısımlarından ve Karpat dağlarıyla Tuna nehrine kadar uzanıyordu. Batı ve güney sınırları ise, Adriyatik ve Akdeniz’den geçiyordu2.
Belirtilen tarihi idealini gerçekleştirmek gayesiyle, her siyasi buhrandan faydalanmasını bilen Yunanistan için I. Dünya savaşı iyi bir fırsattı. Zaten savaşın devam ettiği günlerde İtilaf devletlerinin de Yunan ordusuna olan ihtiyaçları artmıştı. Nitekim İngiltere Dışişleri Bakanı Lord E. Edward Grey 11 Ocak 1915 tarihinde Yunanistan yöneticilerine bir teklifte bulundu. İngiliz Bakan bu teklifinde, Sırbistan’a yardım şartıyla Anadolu kıyılarından hatırı sayılır bir kısmın Yunanistan’a bağışlanabileceğim söz verdi3. İngiltere 12 Nisan’da da müttefikleri adına “Yunanistan’a Türkler’e karşı savaşa katılma bedeli olarak Ocak’ta vaadedilen Aydın vilayeti dahilindeki araziyi garanti etmeye hazır olduklarını” bildirdi4.
Yunanistan Başbakanı Venizelos hemen savaşa girmek taraftarıydı. Ancak Almanya taraftarı olan Kral Kostantin savaşa girmekte çekingen davranıyordu. Bu durum, Yunanistan iç politikasında bir buhran bile doğurmuştu5. Sonunda yönetimi eline geçirmeyi başaran Venizelos 11.6.1917’de Yunanistan’ı savaşa soktu6.
Bu şekilde Yunanistan, İtilaf devletleri yanında savaşa girmenin karşılığı olarak, daha önce hayal etmiş oldukları toprakları kazancaktı7. Zaten, Yunan Başbakanı ülkesini savaşa sokarak vaad edilen tazminata hak kazanmıştı. Nitekim İzmir ve çevresinde İtilaf devletlerinin emniyet ve selametlerini tehdit eden hiç bir şey olmamasına rağmen, Mondros Mütarekesi’nin 7.maddesi gereğince 15 Mayıs 1919’da silahlı Yunan kuvvetleri İzmir’e çıkarıldı8.
İzmir’e ayak bastıkları ilk gün, yirmisi subay olmak üzere şehrin ileri gelen bazı kişilerini şehit eden Yunanlılar9 hemen sonraki günlerde de bu cinayetlerini devam ettirerek, pekçok masum kişiyi öldürdüler. Türkevlerine hücum ile ırz, mal, tecavüzlerine kalkıştılar. 11 Eylül de ise İzmir’de yangın çıkardılar. Daha sonra aynı zulümler Aydın, Nazilli, Menemen, Bergama, Manisa, Eskişehir, Bursa, Kütahya, Afyon ve Uşak’ta da görülmüştür10. Bu arada Bilecik ve çevresi halkı da Yunan zulmü ile karşılaştılar. Zira Yunanlılar, 8-4 Ocak 1921 arası 3 gün, 24 Mart 1 Nisan 1921 arası 8 gün, 12 Temmuz 1921- 6 Eylül 1922 arası da 14 ay 25 gün süreyle Bilecik ve çevresini işgal etmişlerdir. Büyük Taarruzla düşmana son ve kati darbe indirildikten sonra, 4 Eylül 1922’de Bozöyük ve Söğüt, 5 Eylül 1922’de Pazaryeri. 6 Eylül 1922’de de Bilecik düşman işgalinden kurtarılmıştır. Yunan askeri diğer işgal ettikleri köy, kasaba ve şehirlerde olduğu gibi çalışma alanımız olarak belirlediğimiz yörede de-Bilecik İl Merkeziyle, Bozüyük, Pazaryeri ve Söğüt ilçeleri-pek çok insanlık dışı davranışlarda bulunmuşlardır.
Hatıralardaki bilgi ve belgelerin yanısıra, arşivler de bu konudaki belgelerle doludur. Bu arşivlerden birisi de Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı arşividir. İşte çalışmamızın kaynağını bu arşivdeki belgeler teşkil edecektir. Başka bir ifadeyle, anılan arşivde rarstladığımız belgelerin ışığı altında çalışma alanı olarak tesbit ettiğimiz yöredeki Yunan zulmü incelenecektir. Bu arada azınlıkların faaliyetlerinden de sözedilecektir.
A. BİLECİK MERKEZİ İLE MERKEZE BAĞLI KÖY VE KASABALARDA YUNAN MEZALİMİ
Bilecik merkezi ile merkeze bağlı köy ve kasabalardaki Yunan mezalimiyle ilgili rastladığımız ilk belge, 25 Ocak 1921 tarihini taşımaktadır. Bu belge, Batı Cephesi Askeri Polis Teşkilatı11 Başkanı Binbaşı İsmail Hakkı Bey tarafından hazırlanmış bir rapordur. Batı Cephesi Komutanlığına gönderilen bu raporda; Bilecik’in 1. işgali ve bu esnadaki Yunan vahşetinden şöyle sözedilmektedir:
“1. Bilecik 13.1.1337 (1921) tarihinde bilahadise (olaysız) işgal edilmiştir.
2. Bilecik’te ufak tefek çapuldan gayrı birşey olmamıştır. Bu da düşmanın namuskârane hareketinden ileri gelmiyor. Ancak Bilecik’i işgal ettikten sonra bütün kuvvetleriyle meydan muharebesine ilerlemesinden ve avdetinde de şahri gayet acele tahliye etmesinden münbaistir (kaynaklanmıştır). Düşman Söğüt’ten Yenişehir’e kadar güzergâhında tesadüf ettiği köyleri pek ziyade zarara giriftar etmiştir (uğratılmıştır).
Köylülerin mevaşi ve hayvanatını (koyun ve sığırlarını) sürüp götürmüştür. Köyler meyanında (arasında) “Yeniköy’ün hali cidden calib-i rikkat (acıma hissi uyandırıcı) ve teessürdür (üzüntü vericidir). Yeniköy’de canlı bir kedi dahi görülmemiştir. Köylü elleri koynunda başına gelen felakatin tesiriyle müterafık üzüntüyle karışık bir neşe ile askerlerimizi karşıladılar ve onların ayaklarını öpmek ve göz yaşlarını akıtmak suretiyle beyan-ı hoş amedi eylediler (hoşgeldiniz dediler). Söğüt’ten Bilecik’e güzergâhta öbek öbek tavuk tüyleri görülmüştür.
3. Bilecik İstasyonu karşısındaki “Aşağı Köy”de tesadüf ettiğim feci manzara pek rikkat-engiz (acıklı) idi. Bütün evler yağma edilmiş, hayvanat sürülmüş, köylüler soyulmuş, köyün muhtarı süngü darbeleriyle şehit edilmiştir. Yetmiş yaşında olan bu masumun naaşı oda içerisinde hercü-merç (karmakarışık) edilmiş eşya ve erzak arasında bulunmuştur.
4. Söğüd’ün köylerinden “Kızılsaray”dan üç kızın bikrini izale etmişlerdir.
5. Bilecik’in istasyon binası, anbar ve memurin binaları kamilen yanmıştır.
6. Düşmanın köylerde yaptığı yağmalara yerli Hristiyanlar kılavuzluk edip karıları, kızları ile beraber islam köylerine gelerek eşya topladıkları tahkikat neticesinden anlaşılmıtır.
7. Yağma ve garete (çapula) iştirak eden Hristiyanlar Yunan ordusuyla beraber buradan çekilmişlerdir.
8. Bilecik Yenişehir Şosesi üzerindeki Osmaniye Köyü’nü kamilen ihrak etmişlerdir (yakmışlardır)12.
Yunanlılar, belirtilen insanlık dışı davranışlarını Bilecik’in II. işgali esnasında daha da şiddetlendirmişlerdir. Bu cümleden olarak, Mutasarrıf Salih Bey’in Batı Cephesi Komutanlığı’na gönderdiği 14 Nisan 1921 tarihli raporunda onların yaptıkları şu cümlelerle dile getirilmektedir:
“Bilecik Kasabası’nda 1800 hane ve 330 dükkan ve 18 han ve dört hamam ve iki tekke ve bir mescit ve sekiz cami-i şerif ve iki ipek fabrikası ve dokuz fırın ve altı emâkin-i amiriye (devlet dairesi) ve iki medrese muhterik olmuştur (yanmıştır). Zükûr ve inas (Erkek ve kadın) yirmi iki nüfus muhterikân (yanarak) şehit ve sekiz mahnuken (boğularak) şehit ve beş mecruhen (yaralanarak) şehit13 ve yirmi bir izale-i bikr (kızlığı bozma) ve elli iki fiil-i şeni (ırzına geçme) ve on sekiz ıskat-i cenin (çocuk düşürme) vardır. Bilecik’in… (okunamadı) Karyesi’nde 41 hane, 12 samanlık ve bir cami ve iki mehtep ve Çakırpınar Karyesi’nde on bir hane ve Cumali Karyesi’nde sekiz samanlık ve Kepurlar Karyesi’nde bir hane, altı samanlık ve Mahan Karyesi’nde otuz yedi hane ve Seloz Karyesi’nde on iki hane yakılmıştır. Çukurviran Karyesi’nde bir kişi şehit edilmiştir. Küplü’nün Aşağı Karyesi’nde, bir cami, bir mektep, elli hane İslam mahallesi ve Ye-niköy’de tamamen bir mektep, bir cami ve yüz otuz hane ve Beğtimur Karyesi’nde iki hane yakılmıştır. Abbaslık Karyesi’nde dört şehit, bir mecruh ve Şükraniye Karyesi’nden iki, Esirkurt Köy’den iki, Beğtimur Karyesi’nden dört şehit ve Yeniköy’den üç şehit vardır. Küplü Kasabası’ndaki Velüyittin Paşa Cami-i şerifi minberi bittahrip derununda hiç bir şey kalmamak üzere ayakları altına almışlardır. Pazarcık’ın Gümüşdere Karyesi 150 hane kamilen ve Karaköy’de on iki hane yakılmıştır. Pazarcık Kasabası’nın Emir-i atik Mahallesi Muhtarıyla ahalisinden üç kişi şehit etmişlerdir. Şenişehir Kasabası’nda kırk dükkân ve kahvehane, bir mescit, bir mektep sekiz hane ihrâk, on hane ile bir cami ve bir fırın top mermisiyle tahrip edilmiştir. Menteşe, Kabaçınar, Toprakocak ve Dereköy, Karacaali, İncepınar, Boğazköy, Ciladak, Koyunhisar Karyeleri ve Ümran Çiftliği kamilen ihrâk edilmiştir. Akçapınar Karyesi’nde zükûr ve inas on kişi kadar şehit vardır, inegöl Kazası’nın Rüşdiye ve Mamure Köyleri yakılmıştır. Memeleri kesilip duvara yapıştırılmak ve ırzları pâymâl edilmek (ayaklar altına alınmak) suretiyle on beş kadın kesilmiş ve yetmiş seksen yaşlarında on bir ihtiyar da şehit ve dokuz masum çocuk doğranmıştır. Erkek, kadın, çocuk olmak üzere yirmi beş yaralı da taht-ı tedavidedir (tedavi altındadır). Bilecik’in Yarhisar Nahiyesi Merkezi İlyas Bey Karyesi’nde 36 hane 21 samanlık, 3 fırın, Okluca Karyesi’nde bir hane bir samanlık, Kınık Karyesi’nde bir hane, Erkoca hanesinde beş hane ve Kendirli Karyesi’nde bir hane ve Hasandere Karyesi’nde dört hane yakılmıştır. İlyas-bey’de üç, Kınık’ta bir, Erkoca’da yirmi beş fi’l-i şeni, bu köyde başkaca da on iki izaleqi bikr vardır. Söğüt Kazası’ndan alınacak malûmat başkaca arz olunacaktır. Ahaliden şehit edilen mihtar-ı hakikinin tayini zamana mütevakkıf (bağlı) olmakla arz edilen miktar ahalice malum olan ve kasaba, köy civar ve derununda şehit edilen miktar olduğu ve ahaliden götürdüğü insanların hayat ve mematları (yaşayıp, yaşamadıkları) meçhul bulunduğu maruzdur”14.
Yukarıda belirtilenlerden başka Bilecik ve çevresinde görülen Yunan vahşetinden tespit edebildiklerimiz (Bilecik Merkezine bağlı) bucak bucak ve köy köy şöyledir.
KEPİRLER KÖYÜ (BİLECİK MERKEZİNE BAĞLI)
Köy heyetinin 1 Nisan 1921 tarihli tutanağına göre; Yunan askerleri bu köyden, 638 koyun-keçi, 38 öküz, 16 manda, 41 inek, 21 beygir, 18 merkep, hesapsız tavuk ve yumurta toplamışlardır. 214 kile arpa ile birlikte buldukları saman ve otları da götürmüşlerdir. Bu arada bazı evlerde sandıkları kırarak bir hayli kıymetli eşyayı almışlardır15. Para vermeleri için köy halkını baskı yapmışlar, parasını vermek istemeyen Molla oğlu Ahmet Onbaşıyı kesmeye kalkışmışlardır. Türk askerinin çabuk yetişmesi sayesinde köy yakılmaktan kurtarılmıştır16.
ÇAYIPPINAR KÖYÜ (BİLECİK MERKEZİNE BAĞLI)
Bilecik Tahkik Heyetinin 14 Nisan 1921 tarihli raporuna göre, Yunan askerleri bu köy de 11 ev ve 8 samanlık yakmışlardır. Ayrıca köyde 18 merkez, 180 sığır, 100 koyun-keçi, 1000 kile buğday, 900 kile arpa ile birlikte 20 000 lira değerindeki kıymetli eşyayı almışlardır17.
DEREŞEMSETTİN KÖYÜ (BİLECİK MERKEZİNE BAĞLI)
Bilecik Tahkik Heyetinin 12 Nisan 1921 tarihli raporuna göre, Yunan askerlerinin bu köyden aldıkları hayvan, mal, para ve kıymetli eşya şöyledir:
60 sığır, 25 merkep, 2560 kile arpa, 60000 lira para ile 100 000 lira değerinde kıymetle eşyadır18.
PELİTÖZÜ KÖYÜ (BİLECİK MERKEZİNE BAĞLI)
Bilecik Tahkik Heyetinin aynı tarihli (12 Nisan 1921) raporunda Yunan askerinin bu köyden 67 000 lira değerindeki kıymetli eşya ile birlikte 130 koyun-keçi, 2 merkez ve 38 arı kovanını aldığı belirtilmektedir19.
KÜPLÜ BUCAĞI
Nahiye halkının ileri gelenlerince tanzim edilen 11 Nisan 1921 tarihli tutanakla Küplü’de yerli Rumların ve Yunan askerinin yaptıkları şöyle belirtilmektedir:
“Düşman Mart’ın 24. günü Küplü’ye girmiştir. Kasabada Müslüman namına kimse kalmamış geri köylere gitmişlerdi. Kalan bir kaç kişi de Başköy, Beydimir köylerine çekilmişlerdi. Düşman ile beraber Küplü’nün evvelki işgalinde kaçmış olan Rumları ile birlikte Bursa havalisi Rumları da Küplüce’ye gelmişler. Boş, sahipleri çekilmiş bir halde bulunan evleriyle dükkanlarını o gün hatta gecesi yakmaya başlamışlar, işlerine yarayacak eşyayı aşırmışlar. Bazısı da tamamen tahrip edilmiştir. Evlerin pencere ve çerçevelerini hatta döşemelerine varıncaya kadar kırıp parçalamışlar, kırılması kabil eşya namına bir şey bırakmamışlardır. Cami’nin büyük kilimini haliyle nakil edemedikleri için parçalamak suretiyle yani dörtbeş parça ederek otomobille aşırmışlardır. Cami’nin minberi, levhaları, şerifeleri yıkılıp tahrip edilmiştir. Medrese’nin kütüphanesi sokaklara dökülmüş, sokakları, meydanları kitap yapraklarından geçilmez bir hale getirmişlerdir. Mahalle ve Çarşı Camilerinden her ikisinin camları, levhaları, avizeleri parçalanmıştır. İçlerine pislemek, Kur’an-ı Kerimleri parçalamak ve ayak altında çiğnemek ve abdesthanelere (tuvaletlere) atmak gibi adilikleri izhar etmişlerdir… İfa edilen vahşet ve vecayi hakkında ne söylense hakikat-ı vakayı tamamiyle teşri edemeyeceğini beyan iş bu mazbatamız arz ve takdim kılındı”20.
Diğer taraftan Bilecik Tahkik Heyetinin 17 Nisan 1921 tarihli raporundaki cetvelde Küplü’den 311 kişinin Yunan zulmüne maaruz kaldıkları gösterilmektedir. Dağılım ise şöyledir:
İzale-i bikir: 17, Fiil-i Şeni: 64, Şehit: 34, Yaralı: 25, Gaip: 25 işkence edilen: 20, Beraber götürülen: 120’dir.
Ayrıca raporda;
“1- Küplülerin kısmı azam fiil-i Şeni ve izale-i bikr vakaasına ketum ediyorlar. Binaenaley cetvelde gösterilen miktara bir buçuk müslü zam etmek hakikati ancak gösteribilir.
2- Mezalim pek fecidir. Akçabikar karyesinden bir zavallı kadının ırzına taaruz eden deli bir Yunanlı habis şehvanesini teskin ettikten sonra şehit etmek suretiyle vahşet ve denaiyetini göstermiştir.
3- Papatya karyesinden dört mazlum köylüyü para tehdidiyle kollarını bağladıktan sonra üzerlerine yaylım ateşi açarak üçünü şehit etmişler.
4- Akdere karyesinden Nebioğlu Mehmet Ağa namında bir köylüyü para tehdidiyle sırtını, göğsünü kızarmış yağ ile yakmışlardır.
5- Rüstem karyesinden Said oğlu Kadir, Muhtar Osman Ağa bacaklarından ağaca asmak suretiyle işkence edilerek para talep edilmiştir.
Adları meçhul dört mazlumu kılavuz olarak kullandıktan sonra başlarına tüfenk dipçiği ile parçalamak suretiyle Akçabikar karyesinde şehit edilmişlerdir” denilmektedir21.
KÜPLÜ-AŞAĞIKÖY
Köy İhtiyar heyetince tanzim edilen 12 Nisan 1921 tarihli tutanakta belirtildiğine göre, köyün I. işgali sırasında halkın gözönünde Muhtar Hasan Efendi öldürüldüğü ve bir kaç kişi de para için kesmeye yatırıldığından köylü düşman gelmeden önce harp sahası dışına kaçmıştır. I. işgal sırasında köylünün tüm koyun-keçi sığır ve merkep gibi hayvanları götürüldüğü için bu defa gelişlerinde hayvan bulamamışlardır. Ancak köylünün evleri yerli Rumlarla birlikte talan edildikten sonra ateşe verilmiş, cami ve mektep gibi yerleri yıkmışlardır22.
KÜPLÜ-BAŞKÖY
24 Mart Cuma günü namazdan evvel düşman kaşif kuvvetleri olması muhtemel 8-10 atlının köye geldiği ve buradan da Küplülü Rumlardan birini kılavuz seçerek Kızılkaya (Kızılcamlar) istikametine gittiği ve namazdan sonra da 8.00 sıralarında düşman süvarisinin köye indiğinden sözeden 12 Nisan 1921 tarihli tutanak şöyle devam etmektedir:
“Köy halkının ekserisi evlerinden çıkmağa ailelerini kaçırmağa vakit bulamamıştı. Ölüm korkusu altında inledik. Kapu dışarı hemen çıkamadık. Düşman kadar yerli Rumlar ve evvelki işgalde kaçıpta bu düşmanla beraber gelen yerli Rumlar her türlü hareketi reva görüyorlardı. Öteden-beri köy arkadaşlığı yaptığımız ki beşyüz haneden ibaret köyümüzün üç-yüz hanesini Rumlar teşkil ediyor. Bunların ileri gelen bazıları mahallemizin ırz ve namuz tecavüzatına mani oldular. Yoksa o kaçıpta gelen yani evvelki işgalde Yunan ordusuyla gidipde bu defa tekrar gelenler, köyün bir kısım palikaryalarıyla birlikte halkımıza envai hakaret ve şena-yi yapacaklardı”23.
Her nekadar köylünün ırz ve namusuna dokunulmamışsa da malları alınmıştır. Bu cümleden olarak “Aşağı mahalleden İmam Hoca İsmail Hakkı Efendi’nin üzerinden saatini almışlar. Biraz imtina edince sopa ile dövmüşler ve göğüsüne süngü dayamışlardır. Sağır oğlu Ömer Ağa’nın köy harici Gökçe Viran damlarında bulunan 250 baş koyun ve keçiyi sürüsüyle almışlar, oradaki halı kilim, eşyasını yağma etmişler, Hacı Mehmet Ağa’nın Kayaklı Koyudaki çiftliğini ve eşyasını yakmışlardır. Hayvanları götürmüşlerdir. Arnavut Yunus Ağa’nın muhaceretle eşyasını nakil ettiği Akçabikar köyünden daha öteye taşımak için vasıta bulamamış, orada umum eşyasını düşman eline geçirmiştir. Muhammet Çavuş’un yedibaş sığır hayvanı Mustafa Çavuş’un merkep ve koyunlarını, Toprak Osman Ağa’nın arabasını, Yunus Ağa’nın ineklerini, öküzlerini ve eşyasını gaybetmişlerdir. Köyde her istendiğinde tavuk, yumurta ve kuzu vermek mecburi edilmiştir. Arapoğlu Hacı Ömer Ağa’nın evini basarak iki inekle bir tosununu ve takımıyla bir arabasını almışlardır. Civelek Halil’in arabasını, Bikarcı Osman’ın hanesine girerek kıymetli eşyasıyla bir miktar parasını almışlardır. İşgal müddetince köy düşman erzak anbarı gibi müracaat edenlere arpa ve saman vermiştir”24.
KÜPLÜ-BEKDEMİR KÖYÜ
12 Nisan 1921 tarihli tutanağa göre, Bekdimir Köyü 25 Mart 1921 tarihinde işgal edilmiştir. Düşman köyde buldukları hayvanları almışlar ve köylünün zahire anbarlarını yağma etmişlerdir. Köy halkından Ali Osman Çavuş ile Toprak Hasan Ağa’nın evlerini yakmışlardır. Molla Abdullah Efendi, Musa Mehmet oğlu Ali, Yetim Ahmet Ağa ve Havı Mustafa adındaki şahısları şehit etmişlerdir25.
KÜPLÜ-KURT KÖYÜ
Bu köyde Ekdemir Köyü gibi 25 Mart günü işgal edilmiştir. 13-16 Nisan 1921 tarihli tutanaklarda belirtildiğine göre, köy gençlerinden Civelek oğlu Mehmet Ali ile Dodurgalı Mustafa’nın Ahmet şehit edilmişlerdir. Köy halkı doğulmuş ayrıca çeşitli işkenceler yapılmıştır. Arpa aramak bahanesiyle düşman, evlerin kapılarını kırarak içeriye girip ve kıymetli eşyayı yağma etmiştir.
Köyün maddi zararı şöyledir;
520 Koyun-keçi, 90 merkep, 80 at ve kısrak, 250 sığır, yorgan, döşek, ve bakır kap değeri; 5000 lira, 700 kile arpa, 80 kile buğday, 50 kile Fasulye, nohut ve mercimek, 50 adet halı-kilim (iki adet camininkiler dahil), 1000 lira evrak-ı nakliyadir26.
KÜPLÜ-YENİ KÖY
Yüzotuz haneli ve bir cami ile iki okulu bulunan Yeniköy’deki Yunan mezalimi 11 Nisan 1921 tarihli köy halkının tanzim ettiği tutunakta şu tüyler ürpertici cümlelerle anlatılmaktadır;
“1- Köyün haricinde bir harap samanlıktan maade köyün bütün evleri, bütün köy eşyasıyla birlikte yakılmıştır. Ve taş üstünde taş bırakılmamıştır.
2- Hasta olduğundan çıkamamış olan Şeyh Ahmet oğlu Ali ile Molla Halil oğlu Ali ve Alilerin Mustafa’nın validesi altmış yaşındaki Fatma kadın gayet feci bir surette şehit edilmiştir. Düşmanın firarından sonra merhumların ve merhumenin naaşları köyde görülmüş ve defin olunmuştur. Zaten köyde bunlardan başka bir şey kalmamıştır.
3- Hizmette bulunan hayvanlarımızla, düşman işgalinden evvel kaçırılan ve hatt-ı harp haricine çıkarılan hayvanattan gayri acele ile çıkarılmayan ve kırlarda kalan hayvanatımızda yüzü mütecaviz koyun-keçi, 60 sığır hayvanı ve hayvanının kırda bulunmasından kaçılı lam ayan yirmi kadar araba düşman tarafından alınarak gasp edilmiştir.
4- Köy zahiresi ve yemeklikler evvelce çıkarılamamış bulunuyordu. Düşman alabildiğini almış ve mütebakisini köy ile birlikte yakmıştır. Ayrıca 100 kile arpa, 100 kile susam, 100 kile haşhaş, 100 kevgir pamuk 1100 okka eğrilmiş iplik düşman elinde mahvolmuştur…”28.
Tutanakta asıl zayiatın daha sonra arz edileceği de bildirilmektedir.
KÜPLÜ-ŞÜKRANİYE (ÇATAK KÖYÜ)
1921 senesi Martı’nın 24. günü düşman bu köyden geçmiştir. Ancak Küplü ve Pazarcık tarafından öteberi almak için Yunan askerleri gelmiştir. Bu askerler yiyecek ve özellikle para vermeyen köy halkını çeşitli işkenceler yapmışlardır. Bu cümleden olarak Muhtar Süleyman Efendi’nin 80 yaşındaki annesini para vermedin diye dövmüşlerdir. 13 Nisan 1921 tarihli tutanakta belirtildiğine göre en büyük ziyanı giderlerken yapmışlardır. 28 Öküz, 18 inek, 48 tosun-dana, 160 koyun-keçi, 7 kısrak ve hesapsız miktarda tavuğu beraberlerinde götürmüşlerdir. Bu arada köyde yumurta koymamışlardır.
Ayrıca 5 araba, 300 lira değerindeki eşya, 90 kile buğday, 42 kile burçak ve 39 kile arpa almışlardır29.
KÜPLÜ-SÜLEYMANİYE KÖYÜ
15 Nisan 1921 tarihli tutanakta bildirildiğine göre; düşman köyde bir gece kalmış ve harp ederek ilerlemiştir. Bir hafta sonra meydana gelen ricaat üzerine tekrar Süleymaniye köyüne uğramıştır. Köyden koyun-keçi, araba, tavuk ve yumurta almıştır. Bu arada dövmek suretiyle Muhtar Yusuf Ağa ile aza Mehmet oğlu Muharrem Ağa’yı öldürmüşlerdir30.
13-14 Nisan 1921 tarihli Bilecik Tahkik Heyeti raporlarına göre Yarhisar Bucağı ve köylerinin maddi yönden zararı şöyledir:
YARHİSAR BUCAĞI (MERKEZ)
Manda; 6, öküz; 12, İnek: 8, Dana: 9, Beygir: 8, Merkep: 9, Oğlak: 12, Kuzu: 14, Buğday: 1860 kile, Bulgur: 930 okka, Arpa: 850 kile, Mısır: 595 kile, Osmanlı Altını: 21, Beşlik Altın: 32, Beşi Biryerde altın: 9, Para: 1800 lira, Yemek Takımı: 1141, Çay Takım: 95, Yakılan Cami: 1, Kilim: 27, Yatak: 228, Yorgan: 268, Çarşaf: 198, Cami Kilimi: 8, Cami Seccadesi: 16, Musaf-ı Şerif: 150 dir31.
YARHİSAR-AYVACIK KÖYÜ
Öküz-İnek: 60, Koyun-Keçi: 135, Beygir: 1, Merkep: 13, Arpa: 4500 kile, Buğday: 3500 kile, Araba: 3 ve 250 000 lira değimde eşya32.
YARHİSAR-ELMABAHÇE
Öküz-İnek: 30, Manda: 3, Beygir: 1, Keçi: 50, Arpa: 700 Kilo, Buğday: 800 kile, Yakılan ev: 1, Kıymetli eşya: 100 500 liradır33.
YARHİSAR-ERKOCA KÖYÜ
Yakılan Ev: 5, öküz: 34, İnek 18, Beygir: 5, Merkep: 17, Keçi: 37, Eşya Kıymeti 258 000 liradır. Ayrıca 25 kadına tecavüz edilmiştir34.
YARHİSAR-HASAN DERE KÖYÜ
Yakılan Hane: 9, Sığır: 33, Koyun-Keçi: 60, Beygir: 2, Buğday: 1830 kile, Arpa: 500 kile, Eşya Kıymeti 35 000 liradır. Ayrıca 2 kişi de yaralanmıştır35.
YARHISAR-KENDİRLİ KOYU
Yakılan Samanlık: 1, Sığır: 80, Manda 12, Beygir: 17, Merkep: 1, Keçi: 37, Kıymetli Eşya Değeri: 100 000 lira, Arpa: 200 kile, Buğday: 100 kiledir36.
YARHİSAR-KÜNCEĞİZ (KÜNÇEZ) KÖYÜ
Sığır: 24, Beygir: 4, Koyun-Keçi: 6, Arpa: 1500 kile, Kıymetli Eşya Değeri: 400 000 liradır37.
YARHİSAR-BAĞDECİK KÖYÜ
Sığır: 9, Beygir: 7, Cerhan Katli: 1, Eşya Kıymeti: 166 950 liradır38.
YARHİSAR-ALPAGUT KÖYÜ
Beygir: 12, Merkep: 14, Koyun-Keçi: 15, Evrak-ı Nakdiye: 800, Kati: 2, Yaralı: 2, Dövme: 12’dir39.
YARHİSAR-KARAAĞAÇ KÖYÜ
Beygir: 2, Evrak-ı Nakdiye 200 adet ve köyden Halil, Abdullah ve İsmail adlı kişiler şehit edilmişlerdir40.

YARHİSAR-KINIK KÖYÜ
Beygir: 5, Sığır: 30, Merkep: 6, Araba: 5, Evrak-ı Nakdiye: 108 300 adet, ve ayrıca 1 kişi de şehit edilmiştir41.

YARHİSAR-OKLUCA KÖYÜ
Kıymetli Evrak: 55000 adet, Darp: 10, Sığır: 49, Merkep: 4, Beygir: 3, koyun-keçi: 100, Arpa: 1528 kile ve Araba: 6’dır42.

YARHİSAR-KOYUNKÖY
Cebren Fiil-i Şeni: 1, Eşya Kıymeti 150 000 lira, Sığır: 56, Para: 5000 lira, Beygir: 1, Buğday: 2500 kile, Mısır: 400 kiledir43.

YARHİSAR-KAVAKLI (SULTANİYE) KÖYÜ
Kati: 1, Öküz-Dana: 29, Beygir: 12, Koyun-Keçi: 79, Buğday: 2800 kile, Arpa: 5200 kile, Eşya değeri: 500 000 liradır44.

B. BOZÖYÜK MERKEZİ VE KÖYLERİNDE YUNAN MEZALİMİ
Bozöyük Merkez ve köyleri halkı da insanlık dışı Yunan vahşetinden nasibini almıştır. Bu cümleden olarak Bozöyük’ün I. işgali esnasında, Teke Mahallesi’nde yedi ev basılmış ve evde bulunan kadınların ırzlarına dokunulmuştur. Halkın elindeki arpa, saman ve tavuk Yunanlılar tarafından cebren toplatılmıştır. Bozöyük”te yedi dükkan yağma edilmiş ve Yörük Emin Ağa’ya ve daha bazı kişilere, köylülere ait koyun sığır gibi takriben beş bin kadar hayvan Yunanlılar tarafından götürülmüştür. Bu arada Hafız Nuri Efendi’nin evi süpürgeye varıncaya kadar yağma edilmiştir. Ayrıca tüccarlardan Mehmet Pehlivan, Demir Hüseyin Efendi Askeri Polis Müdürü Üsteğmen Vehbi Efendi, Belediye Başkanı Hacı Ali Efendi ve daha birkaç kişinin evleri aranmış, eşyaları yağma edilmiştir45.
Burada tablo vardır.
24. Fırka Kumandanlığının Garp Cephesi Kumandanlığına gönderdiği 19 Şubat 1921 tarihli yazının eki cetvelde46 Bozöyük köylerine ait Yunan mezalimi şöyledir47:
Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere Bozöyük’ün I. İşgali sırasında, Yunan mezalimi daha çok halkın mallarına yönelik olmuştur. Bununla beraber buradan Yunan askerinin, halkın can ve namusuna dokunmadıkları hükmünü çıkarmak yanlış olur. Daha önce de ifade edildiği üzere, yörenin I. işgali üç gün kadardır. Bu süre içerisinde belirtilen fiilleri işleyenler, daha fazla kalsalardı neler yaparlar di? Bu sorunun yanıtı işgale uğrayan köylerin ileri gelenlerince tanzim edilen kayıp ve zararlarını belirtir tutanaklarda mevcuttur. Bu tutanakların hemen hepsi, “Türk askerinin yetişmesiyle canımızı ırz ve namusumuzu kurtarabildik” cümleleriyle son bulmaktadır. Halkın bu görüşlerinde ne kadar haklı olduklarını üzülerek belirtelim ki, daha sonraki günlerde yörenin tekrar işgallerinde tahakkuk etmiştir. Örneğin Bozoyük’ü II. işgallerinde (24 Mart 1 Nisan 1921) Yunanlılar vahşetlerine kasabayı ateşe vermekle başlamışlardır. Ayrıca, Bozöyük Nahiye Müdürü Ahmet Rasim Bey’in Garp Cephesi kumandanlığına gönderdiği 8 Nisan 1921 tarihli raporda Yunan Kumandanı’nın emriyle Alibeydüzü, Akçabikar, Karayay ve Saraycık köylerinin de yakıldığı belirtilmektedir48, bu arada halkın mallarının yanısıra, canlarına, ırz ve namuslarına da saldırmışlardır49.
Yukarıda belirtilenlerden başka II. işgali sırasında Bozöyük ve çevresinde görülen Yunan mezaliminden tesbit edebildiklerimiz köy köy şöyledir:
AKÇABİKAR KÖYÜ
Düşman işgalinden önce köylü, savaş alanı dışına kaçtıkları için can kaybı olmamıştır. Ancak Yunan askeri, köyü çeşitli yerlerden ateşlediği için 60 hanelik köyden yalnız yedi göz ev kurtulmuştur. Diğerleri yakılıp yıkılmıştır. Bu arada köyün camisi ile okulu da yakılmıştır. Köylü hayvanlarını ve diğer mallarını giderken yanlarında götüremedikleri için düşman tarafından gasbedilmiştir50.

ALİBEYDUZU KOYU
Akçabikar Köyü gibi bu köy de düşman işgalinden önce terkedilmiştir. Ancak köylü, hayvanlarını ve eşyalarını beraberlerinde götüremedikleri için, bu yönde zararları fazladır. Köy ileri gelenlerince tanzim edilen 7 Nisan 1921 tarihli tutanakta Yunanlıların vermiş oldukları zarar 118000 lira olarak tesbit edilmiştir51. Bu arada köylünün evleri de yakılmıştır52.

BOZALAN KÖYÜ
İşgalinden birkaç saat önce aldıkları haber üzerine köylü, ailelerinin can, ırz ve namuslarını korumak için mal ve mülklerini bırakarak topluca dağlara çıkmışlardır. Bu yüzden eşya ve hayvanları düşman tarafından gasbedilmiştir. 16 Nİsan 1921 tarihli tutanağa göre köylünün zarar ve ziyanı (Koyun-keçi, öküz, inek, at, kısrak ve eşya olarak) 1034 lira 890 kuruştur53.

ÇAYDERE KÖYÜ
3. Fırka Süvari Kumandanı İbrahim Bey’in emri üzerine köylü, mal ve mülklerini bırakarak civar dağlara çıkmışlardır. Her iki taraftan vuku bulan topçu ateşinin şiddetinden evler çökmüştür.
Köye gelen düşman köyde hiç kimse göremeyince, hayvanları ve eşyayı zarar vermiştir. Bu zarar 15 Nisan 1921 tarihli tutanağa göre 1165 350 kuruştur54.

DARIDERE KÖYÜ
Bu köy halkı da 3. Fırka Süvari Kumandanı İbrahim Bey’in emri üzerine, mal ve mülklerini bırakarak dağlara çıkmışlardır. 16 Nisan 1921 tarihli tutanak’ta belirtildiğine göre köylünün zararı 83700 liradır55.

DARIDERE YUKARI MAHALLESİ
Bu köyün halkı da diğer köylerde olduğu gibi düşman gelmeden önce dağlara çekilmişlerdir. Bu yüzden can kaybı olmamıştır. Ancak düşman köylünün mal ve mülküne zarar vermiştir. Bu zarar, 16 Nisan 1921 tarihli tutanak ekinde sunulan cetvele göre 83700 liradır56.

DELİELMACIK KÖYÜ
Düşmanın ikinci işgalinde en fazla zarar gören köylerden birisi de Delielmacık köyüdür. Bu köyden 8 kişi düşman tarafından şehit edilmiştir. Ayrıca köylünün mal ve mülküne verilen toplam zarar, 714200 liradır57. Alman malların dağılımı ise şöyledir:
202 keşi, 40 koyun, 7 öküz, 29 inek, 7 beygir, 200 kile arpa, 58 kile bulgur ve nohut ve 1000 lira değerinde kıymetli eşyadır58.

GÜNYARIK KÖYÜ
Köy halkının ileri gelenlerince tanzim edilen 14 Nisan 1921 tarihli tutanakta Yunan vahşeti şöyle belirtilmektedir.
“Düşman tarafından köyümüz işgal olundu, işgalden evvel eşyalarımızı, hayvanlarımızı bırakarak dağlara ve civar karyelere (köylere) kadınlarımızla kaçarak köyü tahliye ettik. Köyümüzde 15-20 ihtiyar kaldı. Düşman kaçıncaya kadar böylece dağlarda, bayırlarda kaldık. Düşman hayvanatımızdan 224 koyun, 64 keçi, 66 tiftik keçisi, 86 sığır, 2 manda, 11 beygir, 6 merkep, bir tane kalmayıncaya kadar kümes hayvanı ve muhtelif eşyayı almışlardır. Hesaba göre bunların değeri 220500 kuruş etmektedir. Köyde kalanlar, düşmanın işkencesine maruz kalmışlardır. Para için bir kaç defa kesmeğe yatırmışlar, envai zulüm görmüşlerdir. Camiden ve evlerden aldığı Musaf-ı Şerifi ve Cüz’ü şerif yapraklarını envai pisliklerle yok ettiler. Bunları abdesthanelere (tuvaletlere) attılar. Evlerde kalan eşyaların üzerine pislikler sürmek ve dahi bir evde pislikler üzerine ekmekleri koymuşlardır. Evlerin pencerelerinin camlarını, kapılarını kırmışlardır. Hamd olsun kaçarken ATASE vermeyi fırsat bulumadı. Askerimiz erişti. Köy yanmaktan kurtuldu”59.
Bilecik Tetkik Heyeti’nin raporunda ise köylünün zararı, 4375 lira olarak tesbit edilmiştir60.

HAMDİYE KÖYÜ
işgalden önce köy tahliye edilmiş ise de, arkadan yetişen düşman, geride kalanlardan 14 kişiyi şehit etmiştir. Köyde hiç kadın bırakılmadığı için tecavüz vaki olmamıştır. Ancak düşman köyde bulduğu hayvanları ve arpayı gasbetmiştir. Köylünün toplam zararı, 1262 liradır61.

KAPANALAN KÖYÜ
Türk askeri yetkililerce verilen emir üzerine halk çevre köylere çekildikten sonra, Kapanalan köyü işgal edilmiştir. Bu yüzden köylünün can kaybı yoktur. Ancak köylünün mal ve mülküne 533320 kuruşluk zarar verilmiştir62.

KARABAYIR KÖYÜ
Bu köy de düşman gelmeden önce boşaltılmıştır. Ancak köylünün arabaları hükümetin emrinde olduğu için eşyaları köyde kalmış ve düşman tarafından yağma edilmiştir. 52 hanelik köyün muhtelif mahalleri yakılmıştır. Bu cümleden olarak, 23 ev bütün müştemelatıyla, 10 göz samanlık tamamiyle yanmıştır. Köyün diğer evleri de tahrip edilmiştir. Bu arada Yunan askeri köylünün 200 kadar koyun-keçisini, 20 sağırını, bütün tavuklarını ve zahiresini almıştır63.

KIZILTEPE KÖYÜ
Köy boşaltıldıktan sonra işgale uğramıştır. Bu köyde düşmanın vermiş olduğu zayiat (9 Nisan 1921 tarihli tutanağa göre) 9185 liradır64.

KUYUPINAR KÖYÜ
Halk aileleriyle birlikte civar köylere çıktıktan sonra köy düşman tarafından işgal edilmiştir. Düşmanın bu köye verdiği zarar 230 lira 300 kuruştur65.

REVNAK KOYU
Bu köy halkı da köylerini işgalden önce terkettikleri için can kaybı olmamıştır. Ancak düşman, 38450 lira tutarında köylünün malına zarar vermiştir66.

C. PAZARYERİ (PAZARCIK) MERKEZ VE KÖYLERİNDE YUNAN MEZALİMİ
Yunan zulmüne uğrayan yerlerden birisi de Pazaryeri ve çevresi halkıdır. Bu cümleden olarak Pazaryeri merkezinde 24 kişi şehid edilmiştir67. Ayrıca halkın malına ve ırzına da saldırılmışım Garp Cephesi Komutanlığının 16 Şubat 1337 (1921) tarihli raporunda birinci işgal sırasında Yunanlıların verdiği zarar-ziyan şöyle gösterilmektedir:
Burada tablo vardır.
Yunan askerleri yukarıda belirlenen hayvanlardan başka arpa, saman, bulgur, yağ gibi yiyecekler de almışlardır68.
Sonraki işgallerde Yunan zulmünün daha da şiddetlendiğini görüyoruz. Nitekim ikinci işgali sırasında Pazaryeri merkezinde Batı Cephesi I. Tümen Komutanlığı Tahkik Heyeti’nin 15 Nisan 1921 tarihli raporunda bildirildiğine göre, halkın pek çoğuna dayak atılmıştır. Bu arada 4 kişiyi şehit etmişler, 6 kişiyi silahla yaralamışlar, bir kadının ırzına geçmişler, 102 kişiyi de beraberlerinde götürmüşlerdir. Aynı raporda, Yunan askerinin Pazaryeri halkına verdiği zarar ve ziyan da;
Yakılan Ev: 1, Yakılan Samanlık: 1, Tahrip Edilen Değirmen: 1, Manda: 70, Öküz: 134, İnek: 7, Koyun-keçi: 90, Beygir: 10, Arpa: 1580 kile, Araba: 102, Yakılan Araba: 5, Gasp olunan Zati Eşya Değeri: 1380 lira, Diğer Eşya Değeri: 774 500 lira, Gasp Olunan Para: 350 lira olarak tesbit edilmiştir69.
Daha sonraki günlerde tanzim edilen bir başka raporda da Pazaryeri merkezinde 36 evle birlikte 7 dükkanın Yunanlılar tarafından yakıldığı belirtilmektedir70.
Pazaryeri çevresinde görülen Yunan zulmünden tesbit edebildiklerimiz köy köy şöyledir.

AHMETLER KÖYÜ
Ahmetler Köyü, 24 Mart 1921’de işgale uğramıştır. Köy halkının 12 Nisan 1921 tarihli tutanağında Yunan askerinin yaptıkları şöyle belirtilmektedir:
“… Hacı Ahmet oğlu Hasan’ın beygirini, Güveşçi oğlu Mehmet Çavuş’un takımıyla bir atını, Hacı Bekir oğlu Osman Ağa’nın takımıyla kızrağını, İmam oğlu Mustafa’nın bir öküzünü koşulu olarak aldılar. Bununla beraber köyümüzden hayvanlarımız için satın alınan 200 liralık samanı gasbetmişlerdir Düşman Ricaat gününe kadar hatsız hesapsız tavuk, yumurta, kaz ve hindiyi yağma ettiler. Ahali’den Sarı Mustafa’nın evine cebren girerek üzerindeki parasını aldılar. Köylünün birbirine yardım ve muavenet etmesi ve istedikleri herşeyi vermesi sayesinde köyümüzü yaktırmaktan ve gerekse kati ve ırza tecavüz gibi halleri menettik. Askerlerimizin yetişmesi üzerine ahalimiz düşmanın zulmünden kurtuldu”71.
Garp Cephesi I. Tümen komutanlığı Tahkik Heyeti’nin 15 nisan 1921 tarihli raporunda ise, Yunan askerinin Ahmetler Köyünden 200 liralık saman, 3 beygir, 28 karasığır, 14 araba, 13 koyun-keçi, 200 kile arpa, 100 lira ve 100 lira değerde kıymetli eşyayı gasbettikleri belirtilmektedir72.

BÜYÜK ELMALI (ELMALI KESİR) KÖYÜ
Bu köy de Ahmetler köyü gibi 24 Mart 1921’de işgale uğramıştır. Köy İhtiyar Heyeti’nin 14 Nisan 1921 tarihli tutanağında Yunan zulmünden şöyle sözedilmektedir:
“1- Düşman 24 Mart 1337 (1921)de köyümüze gelmiştir.
2- Düşman karyemiz ahalisini binbir türlü işkence etmiştir. Ez cümle yukarı mahallede Hoca Molla Hasan Efendi’nin sağ kolunun darp neticesinde kırıp alana yatırmışlardır. Yine karyemizden Kara Osman’ın oğlu Mehmet, Hacı Karazade Zekeriya, Kara Osman Oğlu Hasan, İsmail Ağaoğlu Ali, Hacı Mehmet oğlu Muhsin, Kasım ve Hasan, Sağır İbrahim, Acı İmamın Ahmet, Hayrullah’ın Hasan, Hayrullah’ın Ömer Hafız, İdris’in İsmail, Hacı Ali Hasan, Fevzi Ali Osman Ağaları tüfenk ve odunlarla darp ederek yerlerde süründürdükleri ve herbirinin ölüm derecesinde bitkin düştükleri ve bin türlü işkenceye uğramışlardır.
3- Bu defa düşman karyemizi yakmakla tehdit ederek kıymetli eşyayı ve birçok davarı ve hayvanı (45800 kuruşluk) zarar vermişlerdir.
4- Yukarı mahalle muhtarı İmam Halil oğlu Mehmet Ağa’yı darp ve işkence ederek hanesindeki 370 lirasını gasp ve bir çok eşyasını almışlardır.
5- Adem Hocazade İbrahim ile Şakiroğlu Salih’i darp ve eşyasını almışlardır”73.

GÜMÜŞDERE KÖYÜ
Bu köy halkı da Yunan zulmünü görmüştür. Bu cümleden olarak, Köy İhtiyar Heyeti’nce Garp Cephesi 4. Alay Komutanlığı Tahkik Heyeti Başkanlığına gönderilen tutanakta;
“… Köyümüzden 24 haneyi yakmışlar, bir kısmını da yıkmışlardır. 125 haneden 20 hane kalmıştır. Hanelerde bulunan eşya ve zahireyi alıp götürmüşlerdir… Fethullah oğlu Ahmet Ağa’yı … Camii Şerifte işkence ile kollarına kütükle bağlamak suretiyle dövmüşlerdir…” denilmektedir74.

KARAKOY KOYU
Köy halkı düşman gelmeden önce çevre köylere kaçtıkları için can kaybı olmamıştır. Ancak düşman köylünün malına zarar vermiştir. Köy İhtiyar Heyeti’nin 14 Nisan 1921 tarihli tutanağına göre 120 haneden ibaret olan köy, Yunan askerlerince ateşe verilmiştir. Bu esnada 11 Samanlık, 3 dam ve 33 evde eşyasıyla birlikte tamamen yanmıştır. Ayrıca köylünün 185 sığırı ve 3700 davarı gasbedilmiştir75.
Garp Cephesi Komutanlığı Tahkik Heyetinin 15 Nisan 1921 tarihli raporuna göre; Pazaryeri köylerinde kuyan zulmü şöyledir.
1- Arpadere Köyü tamamen yanmıştır. Düşman tarafından köy halkının pekçoğu döğülmüştür. Yunan askerleri köyden 70 hayvan birlikte erzak ve 150 lira almıştır.
2. Tepe Köyü’nden Zaam İsmail’in kızı silahla sağ kolundan vurulmuştur.
3- Büyük Elmalı Köyünden altı (6) bin kadar düşman piyade askeri geçmiştir. Köy yağma edilmiş ve yakılmıştır. Köy halkından birçokları sopa ve tüfekle kolları kırılmıştır. Köyden iki kişiyi arabasıyla götürmüştür. Sağ olup olmadıkları bilinmemektedir. Ayrıca düşman köyden işkence ile 45700 liraya aşkın para almıştır.
4- Burçalık Köyü tamamen yanmıştır. Köy namına bir şey kalmamıştır. Köyü 200 kadar düşman atlısı basmıştır. Bu esnada köy halkından bir kişi Yunan askerlerince şehit edilmiştir. Burada bir çok tahribat yapılmıştır. 43500 kuruşluk zarar ve ziyan vardır.
5-125 haneli Gümüşdere Köyü yakılmıştır. Yalnız 20 ev kalmıştır. Köyden dövülen çoktur.
6- Bahçe Sultan tamamen yanmıştır. Köyde ahali namına hiç bir fert yoktur.
Latif Paşa tamamen yanmıştır. Ancak üç ev kalmıştır. Ahali yoktur76.

D. SÖĞÜT MERKEZ VE KÖYLERİNDE YUNAN MEZALİMİ
Yunanlılar ilk olarak 26 Mart- 1 Nisan 1921 arası 6 gün, ikinci olarak da 4 Ağustos 1921 – 4 Eylül 1922 arası 13 ay süreyle Söğüt’ü işgal etmişlerdi Yunanlılar diğer işgal ettikleri köy, kasaba ve şehirlerde olduğu gibi burada da pek çok insanlık dışı davranışlarda bulunmuşlardır. Söğüt halkının ileri gelenlerince77 hazırlanan 10 Nisan 1921 tarihli raporda, bu Yunan mezalimi özetle şöyle belirtilmektedir:
“1- Paşaağaların Dursun (Hıfzıhüseyin Mahallesi’nden Fabrikatör Remzi Efendi’nin büyük validesi) Hanım ile Cami-i Kebir Mahallesinden Tahsildar Mehmet Efendi’nin validesi Hatice Hanım süngülenmek suretiyle öldürülmüşlerdir. Dursun Hanım’ın feryadına karşı kahkahalarla gülerek eğlenmişlerdir.
Yine Cami-i Kebir mahallesinden Hacı… Efendi’nin onüç yaşında …nın bikirini izale ederek beraberlerinde götürmüşlerdir. Aynı mahalleden Şaheste Hanım ile Çimenlik mahallesinden Emirlerin İbrahim’i birçok işkenceyle feci şekilde öldürerek, her ikisinin de evlerini yakmışlardır.
2- Çimenlik mahallesinden Kasap Hacı Emin, Hıfzıhüseyin mahallesinden eski Tahrirat Katibi Mustafa Efendi, Camii-i Kebir mahallesinden de Kızıloğlu Rüştü düşman tarafından alınıp götürüldüğü veya öldürüldüğü tesbit edilmediğinden, yaşayıp yaşamadıkları bilinmemektedir. Aşçı Ahmet Çavuş, dövülmek suretiyle öldürülmüş ve cesedi yakılmıştır.
3- Sekizyüz kadar Müslüman evi yakılmış ve eşyaları da yağma edilmiştir.
4- Üç cami üç mescit, iki medrese bir dergah-ı şerifle birlikte içerisine 40 erkek ile 60 kadın doldurulmak suretiyle Cami-i Kebir (Büyük Cami) yakılmıştır. Caminin taştan yapılmış olması sebebiyle mazlumlar büyük bir faciadan hayatlarını kurtarmışlardır. Mebus Halil Efendi’nin babası İbarih Efendi feci şekilde dövülerek parası alınmıştır.
Ertuğrul Gazi Hazretlerinin türbesi üzerindeki sanduka kırılmak suretiyle kaldırılmış ve mübarek mezarı kazılmıştır. Ayrıca, üzerinde asılı lamba kırılmış bu billur parçalarından haç işareti yapılmıştır. Bu arada Kur’an-ı Kerimler yırtılarak ayaklar altında çiğnenmiş, özetle türbenin içerisine çeşitli pislik dökülmüş ve bu vahşeti yazmak kalemin gücü yetmeyeceğinden gözle görülerek anlamamak ve yunan vahşetine karşı lanetler yağdırmamak kabil değildir.
6- Türbenin etrafında bulunan binaların hepsi yakılmıştır. Bu arada Ertuğrul Gazi Hazretlerinin Zevce-i muhteremelerinin (Saygıdeğer eşlerinin) kabri üzerindeki demir parmaklık tahrip edilerek kabri kazılmış
ve bir çok yerlerinde haç işareti dikilmiştir. Ayrıca Osman Gazi Hazretlerinin vefat ettiği mahalli gösterir abide yıkılmış ve etrafına kalemin yazamayacağı çeşitli pislik dökülmüştür. Türbede bir Müslüman kadının ırzına geçilmiş ve memeleri kesilmek suretiyle orada öldürülmüştür.
7- Söğüt’ün merkezinde 350 (üç yüz elli)yi aşkın han, dükkan ve fırın eşyalarıyla birlikte yakılmıştır… (bu arada) kutsal yapılar, Müslümanların sığınakları olan evler, de … eşyalarıyla beraber yakıldığı gibi tahliye sırasında kaçamayan mazlum Müslümanların bir kısmı öldürülmekle, genç kızların bikri izale olunarak beraberlerinde götürmüşlerdir… Kasabadaki Müslümanların hepsinin mal ve mülkü zaptedilmiş, kendileri de darp, hakaret ve çeşitli işkence edilmek suretiyle zulme uğramışlardır. Kura katibi Osman Efendi, Sabık Tahsildar Niyazi Efendi ile Hacı Sait Efendi’nin Mehmet Efendi gibi ileri gelenlerle eski muallimlerden Emin Turgut Efendi boğulma tehlikesi geçirmişlerdir. Evler Yunanlılar tarafından karpit dökmek suretiyle kasten yakılmıştır…78
61 nci Tümen Komutanı Albay İzzettin Bey’in Garp Cephesi Komutanlığı’na gönderdiği 15 Nisan 1921 tarihli raporunda da Yunan Mezalimi şu tüyler ürpertici cümlelerle dile getirilmektedir:
“… Söğüt, Yeniköy, Sıraca, Aşağıköy, Akçapınar, Karabayır köylerinde düşman yangınlar çıkartmış, Yeniköy kamilen yakılmış, diğer köylerde pek az hane kalmıştır. Söğüt Ertuğrul Türbesi’nin şimdiki görüntüsü pek acı vericidir. İstilâya uğrayan köylerin harp bölgesi haricine çıkaramadıkları hemen bilûmum hayvanatı, düşman tarafından sürülüp götürülmüş veya yedirilmiştir. Hububat ve yiyecekler de tamamen yağma edilmiştir. Camilerden aldıkları Kur’an-ı Kerimleri yırtıp abdesthanelere atmış ve pisletmişlerdir… Yerli Rumların iştirakiyle eşyalar yağma edilmiş ve paraları üzerlerinden alınmış, Söğüt’ten Şahine Kadın, Fabrikatör Sabri Efendi’nin büyük validesi Dursun, Tahsildar Mahmut Efendi’nin validesi Hatice Han