Avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2015 Cuma

 Başta liberaller olmak üzere pek çok kişinin Batılılaşma kavramı ve Türk modernleşmesiyle ilgili yorumları, açıkça kavramları birbirine katıp karıştırıyor. Birbirinden ayrı olguları ayırmadan, gerektiği gibi sınıflandırmadan veya bazı olguları yok sayarak konuşuyorlar.
         Modernleşme, var olan dünya şartlarında en ileri, gelişmiş, uygar olan sistemleri kendi toplumunun kültürel ve tarihî yapısına göre kendi ülkene uyarlayarak uygulamaktır. Dünyanın neresinde olursa olsun, insanlık için yararlı bir fikir, bir sistem, bir düzen ortaya çıkmışsa, bunu alıp kendi toplumuna getirmen çağa ayak uydurmak ve Gâzi'nin sözündeki gibi "muasır medeniyet seviyesi"nin üstüne çıkmaktır. Buna çağdaşlaşma denir. Rönesans'ı, Sanayî Devrimini gerçekleştirmiş, kısmen parlamenter rejimlere geçmiş, bilimi dinî baskılardan kurtarmış Batı, bu anlamda o günün çağdaş dünyası olduğu için de bu modernleşme hareketine kimilerince Batılılaşma dendi. Tarihî olarak ilerleme, gelişme, demokratikleşme hareketleri, tarihin çeşitli dönemlerindeki "ileri" uygarlıklar değişiklik gösterebileceğinden dolayı "modernleşme" ya da "çağdaşlaşma" diye adlandırılmalıdır.
         Batıcılık ise, siyasî, askerî, kültürel, ekonomik olarak Batı'ya bağlanma, Batı'nın emirleriyle hareket etme, Batı ülkelerinin çizdiği plânlarda Batı'nın verdiği görevleri yerine getirme olarak açıklanabilecek bir siyaset yöntemidir. Batıcı olmak için çağdaş ("Batılı") olmaya gerek yoktur. 1979'da Afganistan'da Sovyetler'e karşı savaşan Taliban teröristleri Batı Aydınlanması'ndan zerre kadar nasîbini almamış kişilerdi ama doğrudan doğruya ABD'nin emirleriyle hareket ediyorlardı. Dönemin ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski bizzat Taliban teröristleriyle buluşmuş, onlara "Allah sizin yanınızda" diye cesaret vermişti. Şimdi Taliban hareketini Batılı, modern bir hareket olarak mı sayacağız? Suudi Arabistan'daki rejim monarşidir. İfade özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, demokrasi, insan hakları yerin altında Arap petrollerinden daha aşağılara gömülmüş şeylerdir. Ama Suudi Arabistan bölgede Batı'nın en eski ve sâdık müttefiklerinden biridir. Demek ki Batı'yla yakın ilişkiler kurmak (ve Batı dünyası ilişkilerini sömürü üzerine kurduğuna göre dolayısıyla Batı'nın uşağı olmak) modernleşme, "Batılılaşma" anlamına gelmiyor.
         Öte yandan, Mısır'ın efsanevî lideri Cemal Nasır ülkedeki krallığa son vererek cumhuriyeti getirdi. Bununla birlikte, Süveyş Kanalı'nı millîleştirdi, İngiliz vesayetini sonlandırdı. Bundan dolayı İngilizler Mısır'a saldırdı. Nasır basbayağı Batı karşıtı, Arap milliyetçisi bir lider. Ama krallığı yıkarak cumhuriyeti getirdi. Şimdi Nasır'a modernleşmeci, ilerici değil de gerici, "Batılılaşma" karşıtı mı diyeceğiz? Demek ki Batı'nın siyasî ve ekonomik saldırılarına karşı koymak, Batı'yla kötü ilişkiler içinde bulunmak da modernleşmeye karşı olmak, uygarlığa karşı olmak anlamına gelmiyor.
         Ama liberaller başta, sonra dinciler, sosyal demokratlar, hattâ bazı Atatürkçüler bunları böyle görmüyor. "Yüzünü ...ya dönmek" gibi aşırı yüzeysel bir kavram bulmuşlar, niteliği net bir şekilde belirli olmayan bu kavram ile "Atatürk zamanında Türkiye yüzünü Batı'ya dönmüştü" diyorlar. Ne demektir yüzünü Batı'ya dönmek? Batı'nın birkaç yüzyıl önce yaptığı gibi akıl ve bilimin egemen olduğu laik bir toplum düzeni kurmak, demokrasiye geçiş yapmak mı yoksa Batı'nın plân ve emirlerine uyan bir politika uygulamak mı? Batıcılık ile modernleşme, çağdaşlaşma, diğer adlandırılmasıyla "Batılılaşma" arasında bir fark yok mu?
         Atatürkçü ve ulusalcı diye bilinen Yılmaz Özdil AKP'yi eleştirirken "Türkiye eskiden yüzünü Batı'ya dönmüş pırıl pırıl bir ülkeydi, şimdi Orta Doğu bataklığına saplandık." diyor. Çeşitli dinci kalemler Cumhuriyet'in kuruluş dönemi için "Batıcı, Hıristiyan Batı kültürünün egemen kılındığı dönem, İngiliz baskısıyla hilafet kaldırıldı." vs. diyor. Hâlbuki ikisi karşıt görüşlerde diye biliniyor, ama burada birleşiyorlar! Dinciler çok basit bir demagoji ile "Batı'da olduğu gibi laikliği, kadın-erkek eşitliğini, cumhuriyeti getirdiğine göre o bir Batıcı" diyor. Atatürk'ü anlayamamış Atatürkçüler ise "Atatürk Batı'daki gibi bir sistem getirmeye çalıştı, yani Batıcıydı" demeye getiriyorlar. CFR üyesi Samuel Huntington'ın Soğuk Savaş sonrası "dünya düzeninin yeniden kurulması" için yazdığı ünlü Uygarlıklar Çatışması'nda da Atatürk "Batı'ya yönelen bir lider" olarak resmediliyor. AKP'nin Yeni-Osmanlıcı dış politikasının sözcüleri de "100 yıllık parantezi kapatıp İslâm dünyasıyla bütünleşiyoruz" şeklinde yani "Cumhuriyet'le birlikte Doğu'nun değil Batı'nın çıkarlarına ve stratejilerine bağlı bir politika uygulandı" anlamını veren ifadelerde bulunmuştu. (Hâlbuki tam tersine, Osmanlı'nın son 100 yılı, İngiliz emperyalizmi ile Alman emperyalizmi arasında sıkışan, Batı uyduluğu şeklinde geçen bir hikâye idi ve AKP'nin Yeni-Osmanlıcılık rüzgârını da estiren ABD idi ya neyse.)
        Atatürk Batı'nın yaşadığı Aydınlanmayı iyi okumuş bir devlet adamıydı. Sultan'a karşı mücadele etmek için halk temsilcilerinden oluşan bir meclis toplama düşüncesi, Fransız Devrimi'nden alınmış başarılı bir örnekti. Bir Anayasa Hukuku kitabında geçen Montesqiueu'nun cumhuriyetle ilgili düşüncelerinin altını çizmiş "Cumhuriyet fazilettir." sözüne buradan ilham almıştı. Şimdi nasıl yapacağız? Atatürk'e Batıcı mı diyeceğiz? 3,5 yıl süren Bağımsızlık Savaşı'nı bir yana koysak bile, 15 yıllık döneminde neden o "Batıcılık" kendini göstermemiştir peki? Yerli üretime dayalı bir ekonomi ile kendi ayakları üzerine durmaya çalışan bir ülke yaratma politikası Batıcılıkla uyuşur mu? Kapitülasyonların geri gelmemesi için Lozan'da mücadele veren de, tütün rejisi ve Duyun-u Umumiye gibi sömürgevari uygulamaları ortadan kaldıran da bu Cumhuriyet'tir. Şeyh Sait isyanında, Dersim isyanında, Musul ve Hatay meselelerinde Türkiye ile Batı devletleri bir uyuşma değil, çatışma içindedir.
         Velhâsıl, Kemâlist Devrim modernleşmecidir ama Batıcı değildir. Modernleşmek için, daha uygar bir anlayışı ve sistemi egemen kılmak için Batı'yla "müttefik" olmak, ondan emir almak zorunlu değildir. Böyle bir zorunluluk varmış gibi, modernleşme ile Batıcılık aynı şeymiş gibi yazıp çizmek mantığa aykırı bir tutum. Modernleşmek ve Batıcılık birbirine karıştırılmamalı.

6 Kasım 2014 Perşembe

TÜRKLER HAKKINDA IRKÇI ALMAN FIKRALARI
Racist German Jokes about Turks

Muhammet KOÇAK*

Gazi Türkiyat, Güz 2012/11: 93-99

Özet: Bu araştırmada Almanya’da yaşayan Türkler ile ilgili yazılmış olan ırkçı ve aşağılayıcı
söylemler içeren fıkralar ele alınmıştır. Fıkra ve ırkçılık kavramları tanıtıldıktan sonra fıkralarla
ilgili Alman internet sitelerinde yer alan bazı “Türk Fıkraları” Türkçeye çevrilerek aktarılmıştır.
Diğer milletlerin aksine özellikle Türkler ile ilgili olan fıkraların Türkleri aşağılayan, hırsız,
bakımsız ve pis olarak gösteren unsurlar barındırdığı tespit edilmiştir. Asıl amacı eğlendirmek ve
düşündürmek olan fıkraların ırkçılığa alet edildiği ve bunun hoş görülecek bir yanının olmadığı
sonucuna varılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Irkçılık, Yabancı Düşmanlığı, Fıkra, Türklerle İlgili Alman Fıkraları
Abstract: In this research, jokes including racism and insulting expressions that were written about
the Turks in Germany are examined. After introducing the terms of joke and racism, some ‘Turkish
jokes’ in the German websites about jokes are reported by translating them into Turkish. It was
ascertained that the jokes about Turkish people, on the contrary to other nations, involve elements
insulting Turkish people and showing them as thieves, neglected and dirtied people. It was
concluded the jokes, the original purpose of which is to entertain and make people think, are racially
abused and there is nothing enjoyable about this.
Key words: Racism, Ethnocentrism, Jokes, German jokes about Turks

Giriş
Milliyetçilik ve ulusalcılık gibi kavramlarla sıkça karıştırılan ırkçılığın temeli,
binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Kendinden başka ırklara yaşam hakkı
tanımayan ırkçılığın dünyaya yaşattığı olumsuzluklara şöyle bir göz atacak olursak,
insanlık açısından unutulmaz vahşet ve dramlara neden olduğunu görürüz. Cevizci
(2000: 471), ırkçılığı “Bir halkın, bir grup insanın diğer halk ya da insanlardan farklı
olmakla kalmayıp, aynı zamanda diğerlerinden fiziksel, entelektüel ya da ahlaki bakımdan
daha iyi, daha güçlü, daha yüksek ya da daha yaratıcı olduğunu, bu üstünlüğün atalardan
miras alınmış olan biyolojik farklılıklardan kaynaklandığını savunan anlayış” olarak
tanımlamıştır. Tarihsel süreç içerisinde ırkçılık nedeniyle birçok devlet birbirine
düşman olmuş ve sayısız savaşlar yaşanmıştır. Bunların neticesi ise her zaman kan
ve gözyaşı olmuştur.

* Dr., Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Yabancı Diller Eğitimi Bölümü, muhammetkocak@gazi.edu.tr
94 | Muh amme t Ko ç a k / Ga z i Tür k i y a t , Güz 2 0 1 2 / 1 1 : 9 3 - 9 9


Yaklaşık 35 milyon insanın yaşamını kaybettiği ve 20 milyon insanın sakat
kaldığı II. Dünya Savaşı’nın başlama nedeni de ırkçılık ideolojisinin zirveye ulaştığı
Hitler Almanya’sının bitmez tükenmez ihtiraslarından ibarettir.
Adı geçen savaş neticesinde yerle bir olan Almanya, yeniden yapılanma ve
kalkınma hamlesini gerçekleştirmek üzere ihtiyaç duyduğu iş gücünü büyük oranda
Türklerle gidermiştir. Bu süreçte Türklerin Almanya’ya yolculukları başlamış ve
başlangıçta birçoğunun geçici olarak planladığı bu ikamet günümüzde kalıcı bir hâl
almıştır.
Türklerin Almanya’da çoğalmaları ve nüfuslarının neredeyse 4 milyona ulaşması
Türk düşmanlığını körüklemekte ve Almanlarda ırkçılık ideolojisini
canlandırmaktadır. Bu düşmanlık hakaretlere, darplara ve hatta kundaklamalara
neden olmaktadır.
Bunun yanı sıra edebî bir tür olan fıkralarda da Türk düşmanlığına rastlanması,
fıkraları konu alan çeşitli Alman internet sitelerinde “Türk Fıkraları” adı altında özel
bölümlerin açılmış olması ve ırkçı olarak tabir edebileceğimiz bu fıkraların
hakaretler, aşağılamalar ve müstehcenlikler içermesi gözden kaçmaması ve
araştırılması gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu tespitlerden yola çıkarak çalışmamızda ırkçılık ve fıkra kavramları Türk ve
Alman literatürünün ışığında tanıtıldıktan sonra Türklerle ilgili yazılan ırkçı fıkralar
analiz edilecek ve bu fıkralarla ilgili yorumlara yer verilecektir.

Fıkra ve Irkçılık Kavramları


Felsefi özelliklerin yanı sıra psikolojik unsurlar da içeren ve güldürmece olarak
da adlandırılan fıkranın Türk ve Alman kaynaklarındaki tanımlarına bakıldığında;
Alman dilinde “Witz” olarak adlandırılan fıkraların “Yetenek, hazırcevaplık ve eğlence
içerikli düşünceler” (Wahrig 1997: 1374) olarak tanımlandığını ve Türk dilinde ise
“Kısa ve özlü anlatımı olan, nükteli, güldürücü hikâyecik” (TDK Türkçe Sözlük 1992: 498)
olarak yer aldığını görmekteyiz. Her iki tanıma da bakıldığında, “fıkraların” zekâ
unsuru olduğu ve asıl amacının insanları güldürme ve eğlendirme olduğu; ayrıca
düşündürmeye yöneltme gibi bir amaç taşıdığını da görmekteyiz.
Yapılan araştırmada ise fıkra içerikli internet sitelerinde “Türk Fıkraları” adı
altında özel bölümlerin açıldığı ve bu bölümlerde yer alan fıkraların eğlence ve
güldürüden uzak, ırkçı ve aşağılayıcı mesajlar barındırdıkları göze çarpmaktadır.
“Kendi ırkını diğer ırklardan üstün görerek onlar üzerinde hegemonya kurmayı
meşru sayıp bu uğurda mücadeleyi öngören ideoloji.” (Demir ve Acar 1998: 134)
olarak tanımlanan “ırkçılık” kavramının bu eğlence türüne alet edildiği ve bu
duruma da açık bir tepki gösterilmemesi dikkat çekmektedir. Turan (1997: 70),
tepkisizliğin belli başlı nedenlerini de şöyle aktarmaktadır: “Anadolu insanı, tarihî ve
kültürel mirası nedeniyle, kendisi ırkçı olmamıştır. Kendisine karşı yapılan ırkçılığı da
anlayamamaktadır. Hiçbir ırkı aşağı görmediği için, kendisine ‘aşağılık mahlûk’ gözüyle
bakılmasını anlayamaması doğaldır. Irkçılık nedir? Nasıl tepki gösterecektir? Bilememektedir.
Kendisine karşı yapılan farklı muameleyi, karşı tarafın haksızlığı ve densizliği olarak
görmektedir.”
Turan’ın “aşağılık mahlûk” gözüyle bakılma tespitine örnek olarak incelenen
“Türk Fıkraları” birkaç başlık altında ele alınabilir. Bunlardan bazıları Almanya’da
yaşayan Türklerin dil bozuklukları, alışveriş gelenekleri vb. konular ile ilgili “kabul
edilebilir” fıkralar iken, özellikle Türkler hakkında cinsellik, sapkınlık içerikli,
Türkleri pis, tembel, hırsız olarak gösteren ve aşağılayan fıkralar ırkçılığın göstergesi
ve “kabul edilemez” niteliktedir.
Örneklerle “Türk Fıkraları”
Alman internet sitelerindeki “Türk Fıkraları” bölümlerinin incelenmesi
neticesinde ortaya çıkan ırkçı ve aşağılayıcı fıkralar şu şekilde sıralanabilir:
“İki Türk bir barda oturuyorlarmış. Biri diğerine der:
- Yakında tüm Almanya’yı ele geçireceğiz. Şimdiden 5 milyonu aştık lan!
Bu esnada yaşlıca bir bayan yaklaşır ve der:
- Bir zamanlar da 6 milyon Yahudi vardı.” (www.grocceni.com)
Tamamen ırkçı bir mesaj veren fıkradan da anlaşılacağı üzere Türklerin de
sonunun Hitler Almanya’sındaki Yahudilere benzeyebileceği belirtilmektedir.
Günümüzde Türkler aleyhine uydurulan ve anlatılan bu tür fıkraların Hitler
Almanya’sı döneminde Yahudiler için de yapılmış olması sadece bir tesadüften
ibaret değildir.
“Ezilmiş bir lağım faresi ile ezilmiş bir Türk arasındaki fark nedir?
– Lağım faresinin önünde fren izi vardır”. (www.witze-kiste.de)
“Ölü bir Türk ile ezilmiş bir tırtıl arasındaki fark nedir?
– Tırtıl yine de bir işe yarardı.” (www.ladyshirt.zweipage.de)
“Üç Türk bir arabada gidiyorlar. Araba duvara çarpıyor ve üçü de ölüyor.
Bunda üzücü olan nedir?
− Arabaya iki Türk daha sığabilirdi.” (www.philslaus.de)
96 | Muh amme t Ko ç a k / Ga z i Tür k i y a t , Güz 2 0 1 2 / 1 1 : 9 3 - 9 9
“Bir Türk kadını çöpü çıkarmak için ne kadar süreye ihtiyaç duyar?
− Dokuz ay.” (www.high-minded.us)
“İlk atom bombası nerede patladı?
− Tabii ki Türkiye’de. Pislik ta buraya kadar sıçradı.” (www.highminded.
us)
“Bir Türk pisliğe bastığı zaman ne der?
− Özür dilerim kardeşim.” (www.high-minded.us)
“Türkler niçin hiç gülmez?
− Sen Türk olsan güler miydin?” (www.ladyshirt.zweipage.de)
“Türkler niçin bu kadar saldırgandırlar?
− Sabahları aynaya baktıkları için.” (www.ladyshirt.zweipage.de)
Soru-cevaptan oluşan bu fıkralarda Türklerin bir lağım faresinden ve tırtıldan
bile değersiz oldukları, pislik oldukları ve göz kırpmadan öldürülmeleri gerektiği
mesajı verilmektedir.
Türkleri aşağılayan fıkralar;
“Bir Türk’ün üniversitede ne işi vardır?
− Temizlik yapar.” (www.ladyshirt.zweipage.de)
“Kravatlı bir Türk’e ne denir?
− Bir Big Mac lütfen!” (www.ladyshirt.zweipage.de)
Her iki fıkra da Türklerin eğitimli ve toplum içerinde saygı gören kişiler
olamayacağı, ancak temizlikçi veya kasiyer olabilecekleri vurgulanmak istenmiştir.
Türklerin pis ve bakımsız olduğuna vurgu yapan fıkralar;
“Güvercinler bir Türk’ün evinin üzerinde uçtuklarında neden hep daire çizerler?
− Bir kanatlarıyla sürekli burunlarını tuttukları için.” (www.grocceni.com)
“Çöp tenekesindeki Türk’e ne denir?
− Ev sahibi.” (www.witze.es)
“Trafik ışıkları önündeki bir çöp tenekesine ne denir?
− Türk diskoteği.” (www.witze.es)
“Bir Türk kafasını denize sokarsa ne olur?
− Çevre felaketi olur.” (www.witze.es)
“Bir Türk ile araba lastiği arasındaki fark nedir?
− Araba lastiği sadece yandığında pis kokar.” (www.ladyshirt.zweipage.de)
“Türkler neden kapüşonlu kazak giyerler?
− Taşıdıkları pire tasmasını gizlemek için.” (www.high-minded.us)
“Türkler ne zaman yetişkin olurlar?
− Bıyıkları annelerininkini geçtiği zaman.” (www.ladyshirt.zweipage.de)
“Niçin bütün Türklerin bıyığı vardır?
− Annelerine benzemek istedikleri için.”
“Türk kadınları neden başörtüsü takar?
− Türk erkeklerinden ayırt edilebilmek için.” (www.ladyshirt.zweipage.de)
Yukarıdaki fıkralardan da anlaşıldığı üzere Türkler çöplerde yaşayan, pis,
bakımsız, kokan ve kendilerinden tiksinti duyulan insanlar olarak lanse edilmek
istenmektedir.
Türklerin hırsız ve tembel olduğuna vurgu yapan fıkralar;
“Önünde bir bisikletle giden bir Türk’e neden çarpmamalısın?
− Çünkü o bisiklet seninki olabilir.” (www.witze1000.de)
“İyi ve kötü Türk arasındaki fark nedir?
− İyi Türkler yarı açık cezaevindedirler.” (www.ladyshirt.zweipage.de)
“Bir Türk İş ve İşçi Bulma Kurumu’nda ne yapar?
− Hırsızlık.” (www.ladyshirt.zweipage.de)
“Bir sperm ile Türk arasındaki ortak özellik nedir?
− İkisinden de sadece iki milyonda biri çalışır.”
(www.ladyshirt.zweipage.de)
Bu fıkralar vasıtası ile Türklerin hırsız, suça yatkın, çalışmayan, tembel insanlar
olduğu aktarılmak istenmektedir.


Sonuç
Almanya’da Türkler hakkında yazılmış olan ve ırkçı unsurlar içeren fıkraların
konu edildiği bu araştırmada öncelikle fıkra ve ırkçılık kavramları kısaca
tanıtılmıştır. Irkçılığın doğurduğu felaketlerden örnekler verilerek konunun
ciddiyetine vurgu yapılmak istenmiştir. Asıl amacı insanları düşündürmek ve
eğlendirmek olan fıkraların bu ırkçılık emellerine alet edildiği saptanmıştır.
Almanya’da fıkralarla ilgili olan birçok internet sitesinde Türklerle ilgili aşağılayıcı,
ırkçı ve sapık düşünceler içeren fıkraların Türkçe çevirilerine yer verilmek suretiyle
konuya dikkat çekilmek istenmiştir. Çok ağır ifade ve ithamlardan dolayı,
müstehcenlik içeren ve sapık düşünce unsuru olan fıkralara bu araştırmada yer
verilmemiştir.
Kimi internet sayfalarında bu tür fıkraların bir “kara mizah” ürünü olduğu ve bu
nedenle ciddiye alınmaması gerektiği konusunda uyarılar bulunsa da bu tür ırkçı
ifadelerin hoş görülecek bir yanının olamayacağı aşikârdır. Bu tür fıkraların yer
aldığı onlarca internet sitesine ise herhangi bir sansür uygulanmaması ise
dikkatlerden kaçmamaktadır.
Yapılan araştırma sonucunda ilgili internet sitelerinde diğer ırklarla, özellikle
Avrupalılar hakkındaki fıkralarda herhangi bir ırkçı söyleme rastlanmamıştır.
Genelde soru-cevap şeklinde oluşan kısa fıkralarla ise olduğundan çok daha farklı
bir Türkiye imajının çizilmek istendiği görülmektedir. “Türk ceza kanunundaki en
belirgin yenilik hangisidir?- Kadınlar bundan böyle büyük yerine küçük taşlarla
taşlanacaklar.” (www.witze-tempel.de) örneğinde olduğu gibi.
Bir fıkrada “Yahudilerle Türkler arasında ne fark vardır? – Yahudilerin geçmişi
Türklerin geleceğidir.” denilmektedir (bkz. Mora 2009: 104). I. Dünya Savaşından sonra
Tür k l e r Ha k k ın d a I r k ç ı Alma n F ı r k a l a r ı| 99
Yahudiler ile ilgili de bu tarz ırkçı ve aşağılayıcı fıkraların insanlar arasında
kullanıldıkları bilinmektedir. Bunun ne derece vahim sonuçlar doğurduğu ise
ortadadır.


KAYNAKÇA
CEVİZCİ, Ahmet, (2000), Felsefe Sözlüğü, Paradigma Yayınları, Ankara.
DEMİR, Ömer - ACAR, Mustafa, (1998), Sosyal Bilimler Sözlüğü, Vadi Yayınları, Ankara.
MORA, Necla, (2009), Alman Kültüründe Düşman İmgesi, Altkitap,
(http://www.politikadergisi.com/
sites/default/files/kutuphane/alman_kulturunde_dusman_imgesi.pdf (10.07.2012)).
TURAN, Kadir, (1997), Almanya’da Türk Olmak, Bilim Serisi, T.C. Başbakanlık Aile Araştırma
Kurumu Başkanlığı Yayınları, Ankara.
TÜRK DİL KURUMU, (1988), Türkçe Sözlük, Türk Tarih Kurumu Basım Evi, Ankara.
WAHRIG, Gerhard, (1997), Deutsches Wörterbuch, Bertelsmann Lexikon Verlag, Gütersloh.
http://grocceni.com/w/turken.html (12.08.2012)
http://high-minded.us/showthread.php?13066-Die-besten-T%FCrkenwitze (12.08.2012)
http://high-minded.us/showthread.php?13066-Die-besten
Türkenwitze/page2&s=d113174d6eb663088c2c1863d0e0fdef (10.08.2012)
http://www.lachmeister.de/lustige-witze/t%FCrken/index.html (10.08.2012)
http://ladyshirt.zweipage.de/tuerkenwitze_12217768.html (10.08.2012)
http://philslaus.de/witze/tuerken (07.08.2012)
http://witze1000.de/tuerkenwitze (10.08.2012)
http://www.witze.es/70-kategorie-tuerken-witze.html (05.07.2012)
http://www.witze-kiste.de/88,tuerken-witze.html (22.07.2012)
http://www.witze-tempel.de/tuerken-witze-5.html (10.08.2012)